enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

1,48: Sayı Değil, Sessiz Bir Yok Oluş

02.07.2025
A+
A-

Dünya küçülüyor. Fiziki anlamda değil; ses olarak, nefes olarak, çocuk gülüşü olarak küçülüyor. Türkiye’de doğurganlık hızı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da dediği gibi 1,48’e düştü. Bu, Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesi.

Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan ‘2,10’ seviyesinin oldukça altında kalmaktadır ve bu durum sekizinci yılına girmiştir. 1,48 sadece bir sayı gibi görünse de geleceğe dair yükselen sessiz bir yok oluş anlamına geliyor.

Türkiye’de doğurganlık hızıyla ilgili bazı verileri de araştırdım. Bunları şu şekilde sıralayabilirim:

  1. Bölgesel Farklılıklar:
    • En yüksek doğurganlık hızı: Şanlıurfa (3.28), Şırnak (2.62) ve Mardin (2.32)
    • En düşük doğurganlık hızı: Bartın ve Eskişehir (1.12), ardından Zonguldak ve Ankara (1.15), İzmir (1.17)
    • 71 ilde doğurganlık hızı 2.10’un altında, 55 ilde ise 1.50’nin altında.

    2. Avrupa Birliği (AB) Karşılaştırması:

      • Türkiye (1.48), AB ortalaması olan 1.38’in üzerindedir.

      3. Eğitim ve Doğurganlık İlişkisi:

        • Yükseköğretim mezunu kadınlarda doğurganlık hızı 1.22
        • Eğitim seviyesi düşük kadınlarda ise 2.65

        4. Kentsel-Kırsal Ayrımı:

          • Kırsal bölgelerde: 1.83
          • Orta yoğun kentlerde: 1.58
          • Yoğun kentlerde: 1.39

          5. Anne Yaş Ortalaması:

            • Ortalama anne yaşı 2001’de 26.7 iken, 2024’te 29.3’e yükselmiştir .

            6. Doğumlar Arasındaki Süre:

              • İlk ve ikinci doğum arasındaki ortalama süre 4.3 yıl olmuştur.
              • En uzun süre: Kırklareli (5.4 yıl)
              • En kısa süre: Şanlıurfa (2.7 yıl)

                Doğurganlık Neden Düşüyor?

                Konut fiyatları almış başını gidiyor, geçim derdi büyümüş, evlenme yaşı uzamış. Gençler ya evlenemiyor ya da evlenseler de çocuk yapmayı erteliyorlar. “1 çocuk” bile lüks hâline gelmiş durumda. Özel okullar, kreşler ateş pahası, devlet okulları bile kayıt döneminde ücret talep eder hale geldi. Kadınlar iş hayatına katılıyor ama annelik yeterince desteklenmiyor. Erkekler, artan sorumluluklar karşısında yalnızlaştırılıyor. Modern hayatın karmaşası, sanki aile kurmayı değil de birey olmayı daha cazip hale getiriyor. Neticede evler yalnız, sokaklar sessiz, okullar boş kalıyor.

                2025: Aile Yılı

                Türkiye 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etti. Bu önemli bir adım. Çünkü düşen doğurganlık oranının sadece ekonomik değil, toplumsal ve kültürel bir kriz olduğunu kabul etmek anlamına geliyor. Peki bu kapsamda neler yapıldı?

                🔹 Doğum yardımları genişletildi. İlk çocuk için 5.000 TL tek seferlik ödeme, sonraki çocuklar için aylık destek getirildi.

                🔹 Genç çiftlere faizsiz evlilik kredisi başlatıldı. 18-29 yaş arası gençlere 150.000 TL, 2 yıl geri ödemesiz, 4 yıl vadeli faizsiz kredi verilmeye başlandı.

                🔹 Aile dostu indirimler uygulandı. Ulaşım, beyaz eşya, mobilya ve sinema gibi kalemlerde ailelere özel %15 ila %50 oranında indirimler sağlandı.

                🔹 TOKİ’den çocuklu ailelere konut önceliği tanındı.

                🔹 81 ilde kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlendi.

                🔹 “Ailemiz İnancımızdır” temalı seminerler, ebeveynlik atölyeleri, bağımlılık farkındalık programları ve değer odaklı çalışmalar gerçekleştirildi.

                Tüm bunlar, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Yeterli mi? Hayır.

                Doğurganlığı artırmak sadece para vermekle olmaz. Aileyi yaşatmak, bir zihniyet dönüşümünü, sistemli bir devlet politikası haline getirmeyi gerektirir.

                Bu nedenle:

                🔸 Kadınlar için esnek çalışma modelleri geliştirilmeli.
                🔸 Anneliği cezalandıran değil ödüllendiren bir kariyer sistemi kurulmalı.
                🔸 Yerel yönetimlerin aile odaklı hizmetleri artmalı.
                🔸 Vergi sisteminde çocuklu ailelere pozitif ayrımcılık sağlanmalı.
                🔸 Medya, dizi ve reklam sektörü aileyi yeniden yüceltmeli.

                Aile sadece bir ekonomik birim değil, bir milletin ruhudur. Biz bu ruhu kaybedersek, sadece nüfusumuz azalmaz; değerlerimiz de çöker. Bugün 1.48 olan doğurganlık hızı, yarın yaşlanan bir toplumun, boşalan sınıfların, kapanan köy okullarının, yalnız ölen yaşlıların habercisidir.

              Yazarın Diğer Yazıları