enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

İRAN YANIYOR! KAOS, KAYNAKLAR VE GÖRÜNMEYEN SAVAŞ

13.01.2026
A+
A-

Ortadoğu bir kez daha ateşin içine sürüklenirken, bu kez merkezde İran var. Günlerdir ülkenin farklı şehirlerinden yükselen çatışma haberleri, yüzlerce can kaybı ve bastırılan protestolar, sadece İran’ın değil, bölgenin geleceğini de sarsan bir kırılmaya işaret ediyor.

Bu yaşananları yalnızca “iç karışıklık” olarak okumak, büyük resmi ıskalamaktır.

İran Neden Bu Noktaya Geldi?

İran bugün üç büyük baskı altında:

1.Ekonomik Boğulma

Yaptırımlar, yüksek enflasyon ve işsizlik halkı nefessiz bıraktı. Genç nüfus için gelecek ufku daraldı. Umut tükendiğinde sokak kaçınılmaz olur.

2.Siyasal Sıkışma

Yönetim, toplumsal talepleri bir hak arayışı değil, doğrudan rejime tehdit olarak görüyor. Bu da her protestonun sert güvenlik müdahalesiyle karşılık bulmasına neden oluyor. Şiddet arttıkça öfke büyüyor.

3.Bölgesel Kuşatma

İran, İsrail’le örtülü bir savaş içinde; ABD ile sürekli gerilim halinde. Lübnan’dan Yemen’e uzanan cephelerde sahada olan bir ülkenin iç dengelerinin sarsılması kaçınılmazdır.

Asıl Denklem: Amerika – Çin Rekabeti

Bugün İran’da yaşananları sadece “demokrasi talepleri” üzerinden okumak gerçekçi değildir. Asıl mesele, Amerika ile Çin arasındaki küresel güç mücadelesidir.

Çin; enerji kaynaklarına, ticaret yollarına ve stratejik coğrafyalara hızla yerleşiyor. İran, bu büyük satranç tahtasında kilit bir kare: dev petrol ve doğalgaz rezervleri, Asya–Ortadoğu–Avrupa geçiş hattındaki konumu ve bölgesel etkisiyle enerji ve jeopolitiğin merkezinde.

Amerika açısından sorun, yalnızca İran rejimi değil; Çin’in İran üzerinden bölgede kalıcı bir güç haline gelmesidir.

Amerika’nın Yeni Stratejisi

Amerika artık doğrudan askeri işgallerle şehirleri yıkan bir güç değil. Bunun yerine ülkeleri içeriden istikrarsızlaştıran, toplumu kutuplaştıran, ekonomiyi kilitleyen ve devlet yapısını zayıflatarak, yönetimini “yerli ama dışa bağımlı” aktörlere devreden bir yöntem izliyor.

Venezuela’da devlet başkanının bir gecede yatağından alınarak ülke dışına sürülmesiyle somutlaşan ve yeraltı kaynaklarını hedef alan bu model, bugün daha sofistike biçimde İran’da sahnededir. Amaç; bir ülkeyi doğrudan askeri müdahaleyle değil, kontrollü kaosla zayıflatmak, içeride siyasal ve ekonomik çözülme yaratarak ortaya çıkan güç boşluğunda enerji kaynaklarını ve jeopolitik alanı parçalayarak yönetilebilir hale getirmektir. Bu, klasik bir “rejim değişikliği” değil; arka plandan yönetilen bir ülke inşa etme projesidir.

Önce şu gerçeği netleştirelim, İran Türkiye’nin düşmanı değil, bölgesel bir rakibidir. Tarih boyunca zaman zaman karşı karşıya gelmiş, zaman zaman iş birliği yapmış iki komşu ülkeyiz. Ancak rekabet başka, dış bir gücün kontrolüne girmesi bambaşka bir tablodur.

Bu Senaryonun Türkiye’ye Etkisi

Güvenlik: İran’ın Washington çizgisine girmesi, Irak ve Suriye’deki dengeleri kökten değiştirir. Bölgedeki Amerikan–İsrail etkisi genişler, Türkiye’nin doğu sınırı daha kırılgan bir yapıya dönüşerek baskıların daha kırılgan ve baskının iyice arttığı bir hatta dönüşür.

Göç: İran’daki siyasal ve ekonomik istikrarsızlığın derinleşmesi, özellikle sınır bölgelerinde yeni toplumsal hareketlilik ve göç baskısı üretir. Bu yük doğrudan Türkiye’nin omuzlarına biner.

Enerji: Türkiye’nin İran’dan temin ettiği doğalgaz ve bölgesel enerji denklemi, Washington’un siyasi koşullarına bağlanır. Enerji arzı, fiyat istikrarı ve uzun vadeli güvenlik risk altına girer.

Bölgesel Denge: İran’ın ABD eksenine girmesi, İsrail–ABD hattının Ortadoğu’daki manevra alanını genişletir. Türkiye’nin çevresinde oluşacak yeni güç dizilimi, Ankara’yı daha kuşatılmış ve daha sınırlı bir hareket alanına iter.

Yani, İran’ın Amerika’nın kontrolüne girmesi, Türkiye için bölgesel rekabetin dış müdahaleyle aleyhine çevrilmesi ve ciddi bir stratejik kayıp anlamına gelir.

İran’da yanan yalnızca sokaklar değil, bölgesel dengelerdir. Bu yangın kontrol altına alınmazsa, alevlerin sınır tanımayacağı açıktır.

Yazarın Diğer Yazıları