enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Mazlum Coğrafyaların Sessiz Çığlığı

24.08.2025
A+
A-

Bugün dünya, her zamankinden daha çok vicdan sınavından geçiyor. Filistin’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha nice mazlum coğrafyada yaşananlar sadece bölgesel meseleler değil, insanlığın ortak sınavıdır. Çünkü zulüm, haritalara sığmayacak kadar büyük bir yaradır.

Filistin’de çocuklar gökyüzüne değil, üzerlerine yağan bombalara bakıyor. Oyun oynayacak yaşta mezar taşlarını saymayı öğreniyorlar. Filistinli anneler babalar evlatlarını kucaklarında gömüyorlar. Kimsenin aklına oğlum veya kızım doktor olsun, mühendis olsun gelmiyor, sadece hayatta kalsın istiyor. Peki küçücük yaşta yetim, öksüz kalanlar? Kelimelerin tükendiği nokta tam olarak bu.

Suriye’de milyonlarca insan vatanlarından koparıldı. Bir yandan ülkelerine dönmeye, bir yandan ülkelerini tekrar kalkındırmaya çalışıyorlar. Suriye şu an, 36 yılın en şiddetli kuraklığını yaşıyor. İç savaş ve ekonomik çöküntünün yanında hala güvenliğin sağlanamaması da cabası.

Myanmar’da rohingya müslümanları, sırf inançları yüzünden yakılıyor, öldürülüyor, sürgün ediliyorlar. Eğitim, sağlık, iş ve seyahat özgürlüğü gibi en temel insan haklarından bahsetmek bile lüks onlar için. Ve bizler, ekranlardan izlediğimiz bu manzaralara çoğu zaman birkaç saniyelik bir hüzünle yetinip, gündelik hayatımıza devam ediyoruz.

Oysa bu yaşananlar, sadece onların değil hepimizin meselesi. Çünkü mazlumun gözyaşı sadece kendi topraklarına düşmez, insanlığın ortak vicdanına düşer. Bir çocuk açlıktan ağlıyorsa, bir anne evladının cansız bedenini kucaklıyorsa, bir baba çaresizlikten sessizce gözyaşı döküyorsa, bizler de huzurlu uyuyamayız. Dua ederek ebabil bekleyemeyiz. Yunus Emre’nin de dediği gibi ‘kader gayrete aşıktır’.

Ne yazık ki dünya düzeni, zalimlerin menfaatleri üzerine kurulmuş durumda. Güçlü olan, haklı sayılıyor. Uluslararası kurumlar, kâğıt üzerinde barış ve adalet için var olduklarını söyleseler de iş icraata geldiğinde sessiz kalıyorlar. Filistin’de, Suriye’de, Myanmar’da ve daha zulüm gören diğer ülkelerde yıllardır süren katliam karşısında ne Birleşmiş Milletler, ne de insan hakları örgütleri gerçek anlamda adım atabiliyor. Çünkü haklı olanın değil, güçlü olanın sesi duyuluyor.

Ama biz biliyoruz ki, tarihin terazisi farklı işler. Bugün mazlumların yanında duranlar, yarın insanlık onurunun temsilcisi olacaklar. Bugün sessiz kalanlar ise tarihin utanç sayfalarında yerlerini alacaklar.

Türkiye olarak bize düşen görev, sadece siyasi söylemlerle değil, fiili destekle de mazlum coğrafyaların yanında durmaktır. İnsani yardım, diplomatik girişimler, mazlum halkların sesini dünyaya duyurmak… Bunlar sadece bir tercih değil, aynı zamanda tarihi bir sorumluluktur. Çünkü biz, “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmetiyiz.

Şunu da unutmamalıyız ki, mazlumların umudu yalnızca devletlerin iradesine bağlı değildir. Her birey, kendi imkanlarıyla zulme karşı durabilir. Kalemiyle, duasıyla, yardımıyla, sesiyle… Sessiz kalmamak, en azından haksızlığa “hayır” demek bile zalimin işini zorlaştırır.

Bugün zulme sessiz kalan dünya, aslında kendi geleceğini de ateşe atıyor. Çünkü zulüm, yayılma özelliği olan bir hastalık gibidir. Bir yerde karşı durulmazsa, başka bir yerde tekrar karşımıza çıkar.

Bizim tarihimizden gelen sorumluluğumuzla taşıdığımız bir Kızılelma hedefimiz var. Tüm cihanda adaletin hâkimiyeti… Dünya sessiz kalsa da biz susmayacağız, çünkü biliyoruz ki mazlumun yanında olmak sadece insani bir görev değil, aynı zamanda ilahi bir imtihandır.

Mazlumların çığlığı susana kadar, kalemim susmayacak. Dilim, adalet için haykırmaya devam edecek. Çünkü inanıyorum ki, zulümle abad olan bir gün mutlaka berbat olur. Ve yine inanıyorum ki mazlumun duası, en güçlü silahlardan daha etkilidir.

Yazarın Diğer Yazıları