Binlerce yıllık medeniyetlerin beşiğidir Adıyaman..
Kommagene Krallığı’nın izlerini hâlâ taşıyan Nemrut Dağı’nın eteklerinde, güneşin en güzel battığı yerlerden biridir. Tarih burada taşlara kazınmıştır; her ilçesi, her köyü bir kültür hazinesi gibidir. Misafirperver insanı, bereketli toprakları, geleneklerine bağlı yapısıyla bu şehir, Anadolu’nun kalbinde sessizce duran bir cevherdir.
Ama bu kadim şehir, ne yazık ki yıllardır kendi kaderine terk edilmiş durumda. Yanı başındaki iller hızla gelişirken, Adıyaman hep geriden geldi. Ve bugün geldiğimiz noktada, birçok kişi şunu sormadan edemiyor:
“Adıyaman neden yerinde sayıyor?”
Cevabı tek cümlede vermek kolay değil. Çünkü bu sadece ekonomik değil, sosyal, kültürel ve siyasi bir meselenin toplamıdır. Ama en acı tarafı, Adıyaman’ın gençleri artık bu şehirde hayal kuramıyor.
Adıyaman’da genç bir insan dışarı çıkıp ne yapabilir? Ne sinemaya gidebilir, ne spor yapabilir, ne de kültürel bir etkinliğe katılabilir. Belediyelerin kültür-sanat politikaları neredeyse yok gibi. Gençlerin büyük çoğunluğu üniversiteyle birlikte memleketten ayrılıyor ve bir daha dönmüyor. Bu sadece bireysel bir tercihin sonucu değil; sistemli bir umutsuzluk halidir.
Yakın zamanda Adıyaman’daydım. Sahada birebir gözlem yaptım, insanlarla konuştum. Özellikle 6 Şubat depreminin ardından şehrin altyapısı hâlâ toparlanabilmiş değil. Kanalizasyon, içme suyu, yollar gibi temel hizmetlerde ciddi eksiklikler göze çarpıyor. Altyapı çalışmalarının bu hızla ancak 3-4 yıl içinde tamamlanabileceği konuşuluyor. Bu da Adıyaman’ın bir süre daha temel ihtiyaçlarla uğraşacağı anlamına geliyor. Dağın üzerine yapılan binlerce konut var. Ama halk, çarşısının taşınmasını istemediğinden, dağ üzerindeki TOKİ konutlarına ilgi çok düşük. Bu yüzden yıkılan binaların yerine yapılan kentsel dönüşüm projeleri ağırlık kazanmış.
Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya… Her biri bölgede kendi kimliğini inşa etti. Sanayi, tarım, turizm, üniversite, ulaştırma gibi alanlarda Adıyaman’a fark attılar. Oysa Adıyaman; Nemrut gibi bir dünya mirasına, verimli tarım arazilerine ve çalışkan insanlara sahip. Peki neden bu potansiyel değerlendirilemiyor?
Yıllardır iktidarıyla muhalefetiyle hiçbir parti Adıyaman için gerçekçi ve sürdürülebilir bir kalkınma vizyonu sunamadı. Seçim dönemlerinde vaatler havada uçuştu, ama hiçbirinin sonu gelmedi. Adıyamanlılar artık günü kurtaran değil, yarını planlayan liderlere ihtiyaç duyuyor.
Peki çözüm ne?
Eleştiri kadar çözüm de önemli. İşte Adıyaman’ın yerinde saymasına “dur” demek için uygulanabilir bazı önerilerim;
- Gençlik ve Kültür Yatırımları
• Her ilçeye en az bir gençlik merkezi kurulmalı.
• Gençler için spor kompleksleri, sanat atölyeleri ve kültür merkezleri desteklenmeli.
- Organize Sanayi Bölgeleri ve İstihdam
• Adıyaman’a en az iki yeni OSB kazandırılmalı.
• Yerli yatırımcıya özel teşvik paketleri hazırlanmalı.
- Turizmde Gerçek Atılım
• Nemrut ve Kommagene mirası uluslararası düzeyde tanıtılmalı.
• Şehir merkezi turizm için cazip hale getirilmeli, turist burada konaklamalı.
- Ulaşım ve Altyapı Yatırımları
• Havalimanı genişletilmeli, hızlı tren ve otoban bağlantıları güçlendirilmeli.
• İlçelere ulaşım daha erişilebilir hale getirilmeli.
- Eğitim ve Teknoloji Hamlesi
• Kodlama, yazılım, siber güvenlik gibi alanlarda eğitimler açılmalı.
• Üniversite ile sanayi işbirliği artırılmalı.
- Şeffaf ve Katılımcı Yerel Yönetim
• Belediye harcamaları halkla açık biçimde paylaşılmalı.
• Mahalle meclisleri kurulmalı, halk yönetime katılmalı.
Adıyaman, sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de konuşulmayı hak ediyor. Bu yazı bir isyan değil, bir davettir. Çünkü artık sadece susmak yetmez; konuşmak, dertlenmek, çözüm üretmek gerekir. Bu şehir daha iyisini hak ediyor ve biz de bunu sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız.
Adıyaman yalnız değil. Çünkü hâlâ inanan insanlar var.