Şu an ABD Başkanı Donald Trump ve üst düzey yardımcıları, Noel için Florida’daki malikanesinde bulunuyor. Ancak bu bir tatil ziyareti değil, Orta Doğu’nun kaderinin yazıldığı, içinde bolca stratejik tuzak barındıran kritik bir zirve… Netanyahu ve “Barış Heyeti”, Trump ile görüşmek için peşinden Florida’ya gittiler. Peki, bu görüşmelerin arka planında neler dönüyor?
Trump’ın Gazze için bir barış planı var. Yaşayan esirlerin İsrail’e dönmesini kapsayan birinci aşama tamamlanmak üzere. Şimdi “İkinci Aşama” denilen yani kalıcı bir düzen kurma sürecine geçilmek isteniyor. Ancak Netanyahu burada bir engel çıkarıyor. Barış masasında ısrarla ‘cenaze’ ve ‘İran pazarlığı’ dönüyor.
Trump, pratik zekasıyla bir an önce sonuç alıp “barışı getiren lider” olarak tarihe geçmek istiyor. Ancak Netanyahu, “Gazze’de hayatını kaybeden son bir İsraillinin cenazesi teslim edilmeden ikinci aşamaya geçmem” diyerek süreci kilitliyor. Hamas ise “Her yeri aradık, bulamadık” diye ısrar ediyor. Trump ise bu duruma daha pratik bakıyor: “Cenaze aramaya devam edilsin ama bu durum koca bir barış planını durdurmasın.”
Burada asıl soru şu: Tecrübeli bir siyasetçi olan Netanyahu, tek bir cenazenin Trump gibi sabırsız bir ismi sonsuza dek durduramayacağını bilmiyor mu? Elbette biliyor. O halde bu ısrarın arkasında başka bir plan var.
Netanyahu aslında Gazze’de kalıcı bir barış ve bir Filistin devletinin kurulmasını istemiyor hatta en büyük korkusu bu. Dolayısıyla dikkatleri Gazze’den başka yöne çekmeye çalışıyor: İran! Çünkü İran, Netanyahu’nun korkusunu perdelemek için mükemmel bir araç.
Netanyahu, ABD’yi İran’a karşı askeri bir operasyona ikna etmeye çalışıyor. Florida’ya giderken çantasına “İran’ın nükleer tehdidi” başlıklı eski ama güncellenmiş dosyaları doldurdu. Mesajı net: “Gazze ile uğraşmayı bırakalım, asıl tehlike İran. Ya bana silah ve siyasi destek verin ben vurayım ya da beraber vuralım.”
Bu, tam bir hedef şaşırtma manevrası. İran’ı bir varoluşsal tehdit olarak sunduğunda Gazze’deki siyasi çözüm arayışları kendiliğinden arka plana düşüyor. Arap ve Müslüman ülkelerin Netanyahu’nun bu dikkat dağıtma oyununa gelmemesi gerekiyor.
İsrail’in stratejisi, Amerikan önceliklerini kendi siyasi çıkarlarına göre terzi usulü dikmek üzerine kurulu. Ancak bugün Suriye, Lübnan ve İran’ın bölgedeki etkisi ciddi darbeler almış durumda. Yani aslında çözüm için zemin her zamankinden daha uygun.
Arap ve Müslüman ülkeler için şimdi kritik bir eşik var. Netanyahu’nun İran üzerinden kurduğu bu dikkat dağıtma oyununa gelmeden, Gazze’de kalıcı ve radikal bir çözümü masada tutmak zorundalar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin o tarihi kararı sadece bir kâğıt parçası olarak kalmamalı. Bu süreç Filistin davasını gerçek bir çözüme ulaştırmalıdır.
Arap ülkeleri ve arabulucuların hedefi, Gazze’de sadece ateşi durdurmak değil, Filistin halkı için adil bir çözüm yani devletleşme yolu bulmak olmalı.