enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

21. Yüzyılda Askerlik: Mecburiyet mi, Gönüllülük mü?

11.07.2025
A+
A-

Askerlik, Türk toplumu için uzun yıllardır kutsal bir görev olarak görülmüştür. “Her Türk asker doğar” gibi söylemlerle büyüyen nesillerin, askerliği sadece bir vatani görev olarak değil, aynı zamanda bir erkeklik sınavı olarak da algıladığı günler uzak değil.

Ancak içinde bulunduğumuz çağ, ne o söylemlerin üretildiği çağ, ne de güvenlik anlayışı aynı anlayış. Artık tartışmamız gereken şey askerlik değil, askerlik sistemi.

Bugün Türkiye’de gençler için askerlik, ya zorunlu ya da bedelli seçeneğiyle karşılarına çıkıyor. Bedelli askerlik yapanlar 28 günlüğüne kışlaya gidiyor, geri kalanlar ise 6 ay ile 12 ay arasında görev yapıyor. Her iki durumda da sistemin ne kadar işlevsel olduğunu sorgulamak gerekiyor.

Sormamız gereken ilk soru şu:

28 gün askerlik yapan bir genç, ne öğreniyor? Ülkeye ne katkı sağlıyor?

Gerçekçi olalım. Bu süre zarfında verilen eğitim çoğunlukla temel yürüyüş eğitimi, tüfek tanıtımı, birkaç gün atış talimi ve kışla disipliniyle sınırlı. Oysa Türkiye gibi bir ülkenin savunma ihtiyacı bu sembolik süreçlerle karşılanamaz. Üstelik bir ay sonra askerlik görevi biten biri, gerçek bir savaş durumunda orduya nasıl katkı verebilir?

Asıl acı olan, bu 28 gün ne genç için ciddi bir gelişim süreci oluyor, ne de devlet için kalıcı bir kazanım yaratıyor. Kalan sadece göstermelik bir uygulama, “askerlik yapmış olmak için yapılmış” bir süreç. Oysa bir sistem böyle işlemez. Sistemin işlevi; eğitimde, ekonomide, savunmada bir şey üretmektir.

Kayıp İki Taraflı

Çoğu kişi sadece gencin zamanından söz eder ama bu sistemin devlet için de maddi bir yük oluşturduğu aşikardır.

Bedelli askerlik yapan her birey için devlet şu harcamaları yapmak zorundadır:
• Kamuflaj, bot,, mont, şapka vs.
• Günde 3 öğün yemek, içme suyu, çay, ekmek
• Isıtma, elektrik, su giderleri
• Koğuş, yatak, battaniye gibi konaklama ihtiyaçları
• Eğitim alacak personelin maaşı, zaman kaybı
• Sağlık hizmetleri, güvenlik tedbirleri, ulaşım

Yani genç devlete para ödüyor gibi görünse de, aslında 28 gün boyunca bir askerî tesiste ona ayrılan tüm kaynak verimsizce kullanılıyor. Bu da ciddi bir bütçe yükü oluşturuyor. Daha vahimi, bu yatırımın hiçbir stratejik geri dönüşü olmuyor.

Çağ Asker Çağı Değil, Teknoloji Çağı

Savaş artık silahın, tankın, siperde yatan askerin savaşı değil. Savaş artık ekran başında, bir bilgisayar sisteminin karşısında yapılıyor.

İHA’larla, SİHA’larla, yapay zekâ destekli yazılımlarla, siber saldırı ve savunma sistemleriyle yürütülen bir mücadele var artık.

Dünyadaki en başarılı ordular, nicelikle değil nitelikle ölçülüyor. Bir ordu kaç kişiyle değil, hangi teknolojiyle savaşıyor? Kaç sistem operatörü var? Kaç mühendis sahada görev alıyor? Bunlar soruluyor.
Türkiye, İHA ve SİHA teknolojisinde öncü bir ülke oldu. Bu çok kıymetli. Ama hâlâ binlerce genci sırf “sıra kendisine geldi” diye kışlaya sokup, verimsizce zamanını harcıyorsak, bu teknoloji başarısını desteklemiyoruz demektir.

Askerlik zorunlu olduğunda, gençlerin kariyer planı kesintiye uğruyor. Eğitimini bitiriyor, işe başlamak istiyor ama “askerlik” hep önünde bir engel gibi duruyor. Özellikle özel sektör, askerlik yapmamış adaylara mesafeli yaklaşıyor. Gencin iş bulması zorlaşıyor. Hatta ve hatta genç bir erkek için kız istendiği zaman ‘askerliğini yapmış mı?’ sorusu ilk sorulardan bir tanesi oluyor. ‘Askerliğini yapmayana kız vermezler’ cümlesini büyüklerinden duymayan bir genç yoktur herhalde.

Oysa bir gencin hayatında 6 ay ya da 12 ay, çok şey demektir. Hele hele yeni mezun, evlenmek isteyen, ailesine destek olmak isteyen biri için bu süre hayatın akışını değiştiren bir etkendir. Bu nedenle zorunlu askerlik modeli gençliğe dayatılan bir zaman kaybıdır.

Çözüm Ne?

Bütün bu anlatılanların ışığında çözüm çok açık:
1. Zorunlu askerlik kaldırılmalı.
2. Ordu, profesyonel askerlerden oluşmalı.
3. Askerlik gönüllülük esasına göre yürütülmeli.
4. Eğitimli, liyakatli, teknolojiye hâkim kadrolarla güvenlik sağlanmalı.
5. Gençlerin enerjisi ekonomiye, üretime, teknolojiye yönlendirilmelidir.

Güvenliği sağlayacak olan artık kalabalık değil; yetkinliktir. Yüksek teknolojiye uyum sağlamış, disiplinli, eğitilmiş bir ordu; hem daha etkili hem daha az maliyetli olur.

Bu yazı, askerliği küçümsemek ya da askere gitmiş insanları değersizleştirmek için değil. Aksine, onlara saygı duyduğum için bu sistemi daha değerli hale getirmek istiyorum. Gerçek bir vatan savunması, göstermelik 28 günlerle değil, uzmanlıkla ve gönüllülükle yapılır.

Bugün zorunlu askerlik sadece bir alışkanlıktır. Alışkanlıklar, sorgulanmadığı sürece sürer. Ama artık bu teknoloji çağında sormanın zamanı gelmedi mi?

“Zorunlu askerlik gerçekten gerekli mi, yoksa sadece ezber mi?”

Yazarın Diğer Yazıları