enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Tahliye Mevsimi

09.11.2021
A+
A-

Kışa sert bir geçiş yaptık. Artık mevsimlerin de tadı yok. Yazlar yaz değil kışlar kış değil. Her şeyin dengesi bozuldu ve değerini kaybetti. Mevsimlerin dengesi bozulduğundan beri içimizdeki baharlar ve yazlar da kışa döndü sanki. Hep soğuyor, her şeye soğuyor, her şeyden soğuyor sanki insan değil mi, ya da sizin içinizde zaten hiç güneş doğmamış, daima kışlar yaşanmışsa!..

Derin bir nefes alıp arkanıza yaslanın çünkü bugünün durum ve şartlarına bakılırsa artık nefesi derinden değil de serinden alacağız gibi duruyor. Yakın bir zamanda öyle müthiş bir yazı okudum ki anlık olarak yüzüme bir gülümseme, beraberinde de içime bir acı kondurdu. “Bir gün hepimiz farkına varmadan son saklambacımızı oynadık” diyordu. Sahi, şöyle bir düşününce acaba hatırlıyor musunuz oynadığınız son saklambacı, son diz yaranızı, son hayal kırıklığınızı ve dahası en son çocuk hissedişinizi? Eğer dopdolu geçmiş bir çocukluğunuz varsa son sorum size çok da dokunmasın. İçinizde hala yaşanması mümkün bir çocukluk var. Hani o öldürmememiz gereken içimizdeki çocuk…

Parmaklıkların Ardında Bir Çocuk

Her kimin çocukluğu daha küçücükken katledilmiş ve faili meçhulse onlara dokunsun sözlerim. Hem de o kadar derine dokunsun ki geriye dönüp hapsolduğu hapishaneden çıkıp bunun faillerini tıksın içeri. Zira hapsedilmiş çocukluk, kaybedilmiş koca bir hayat, yaşanması mümkünken yaşanamamış koskoca mutluluklara tekabül eder. Hani anlata anlata bitiremediğimiz bir hükümdarlığın torunlarıyız: Osmanlı. Peki bu çok yüce(!) atalarımız Devlet-i Aliyye uğruna aile mensuplarını katletmekten başka yol bulamamışlarsa ve bir devletin selameti için bir insanın katli vacip kılınabiliyorsa bir çocuğun selameti için kaç kişiyi katletmek vaciptir? Evet, yanlış okumadınız tam olarak bunu soruyorum. Kişiliği, benliği, özgürlüğü ve insanlık hakları ellerinden çekilip alınmış çocuklar için kimin katli vaciptir? Çok güvendiği, hayatı ona öğreten anne ve babasının mı, çok yakın gördüğü akrabalarının mı yoksa hiçbir kan bağı olmayan ama bir şekilde hayatına girmiş bulunan veyahut hayatının bir yerlerinden geçmekte olan yabancıların mı?

Şimdi biraz derinden biraz serinden nefes alın. Her kim hayatınıza ucundan kıyısından dokunduysa ve her kim çocukluğunuzu, insanlığınızı, geleceğinizi, hayallerinizi elinizden aldıysa onu düşünün, inebildiğiniz kadar derine inin. Önce o parmaklıkların ardından hiç suçu olmayan çocukluğunuzu özgür bırakın. Daha sonra orada olması gerekenleri oraya hapsedin ve üzerine toprak örtüp çıkın. Biraz da onlar oyalansın. Siz hayatınızı yaşayın. Sevgili Özkan Şenol’un bir seminerinde sarfettiği ve detayında insanı büyük uçurumların kenarından döndürdüğüne inandığım bir sözü var. Aslında kelime kelime, cümle cümle sizlere anlatmak istediğim şeyi en güzel haliyle özetlemiş kendisi. Ben de burdan siz sevgili okurlarıma kendisinin diliyle söylüyorum: “Başkaları için yaşarken kendiniz için ölmeyin!”

Şimdi de son kez kendi adıma söylüyorum: “Tutun çocukluğunuzun elinden, alın karşınıza, şimdiye kadar hayır demek isterken evet dediğiniz, başkaları üzülmesin diye onu üzdüğünüz her an için ondan özür dileyin ve ona söz verin. Onu herkesten uzakta ama kendinize en yakın yerde mutlu mesut büyütün.” Haydi bakalım nur topu gibi ebeveyn oldunuz.

Çocukluğunuza sevgilerimle… 😊

Yazarın Diğer Yazıları