enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Kur Korumalı Mevduat ve Olası Sonuçları

05.01.2022
A+
A-

Bir ülkenin para birimini belirleyen etkenlere baktığımızda, o para biriminin miktarı üzerinde, o ülkedeki enflasyon ve faiz oranlarının etkili olduğunu görmekteyiz. Arz-talep kanunu gereğince bir para biriminde yapılan artış o para biriminde bir değer kaybı yaşatacaktır. Enflasyonda o ülke parasının bir önceki dönemine göre değerini belirtme konusunda en önemli ayraçlardan bir tanesidir. Faiz tarafından baktığımızda, bir ülkede faiz ne kadar yüksekse o ülkeye gelen dış yatırım da o ölçüde yüksek olacaktır. Yatırımcı, iki ülke arasında daha yüksek getiriye sahip, reel faizi daha yüksek olan ülkeye yatırım yapmayı tercih edecektir.

Para birimi ilişkisi hakkında yaptığımız bu kısa özetten sonra hükümetin 20 Aralık’ta açıkladığı, ‘’Kur Vadeli TL Korumalı Mevduat’’ politikasının sonuçlarına ilişkin birkaç senaryo kurmak istiyorum.

Öncelikle bu politika kısa vadede istenildiği amaca ulaştığından dolayı, ekonomi tarafında beklentileri olumlu hale getirmiştir. Bunun sonucunda kısa vadede TL değer kazanmış ve doların yükselmesine engel olunmuştur.

Uzun vadedeki senaryolara baktığımızda;

1) TL, USD karşısında değer kaybetmezse, bu politikanın uzun vadede de olumlu sonuçları olacaktır. Dolar dışında altın mevduatın da TL’ye çevrilmesi durumunda TL’nin değer artışı yükselecek ve piyasada uygun faizde krediler bulunabilecektir. Bunun yanında enflasyonun düşüşüyle birlikte ödemeler dengesinde önemli bir avantaj sağlanacaktır.

2) TL’nin USD karşısında aşama aşama değer kaybettiği bir durumda bu politika görece olumlu bir sonuç oluşturacaktır. Özellikle kışın artan enerji fiyatları ve azalan turizm gelirlerinin olduğu bir ekonomide aşama aşama değer kaybı sert kışın daha hafif geçmesine yol açacaktır. Hükümetin politikayı açıkladıktan sonra yaptığı vergi artışları ile birlikte değer kaybı bütçeyi çok fazla sarsmadan karşılanabilecektir. Yaz mevsimiyle birlikte pandeminin olumsuz sonuçları düşünülmezse turizm yükselecek ve döviz sorunu görece azalacaktır.

3) TL’nin USD karşısında yüksek değer kaybettiği bir ortamda bu politikanın uzun vadede olumsuz etkileri olacaktır. Yaşanabilecek bir spekülatif atak sonucunda USD’nin aşırı değerlenmesi, Türkiye ekonomisine olan güveni azaltıp yatırımcıların TL’den kaçmasına sebep olacaktır. Bununla birlikte, TL mevduatına yatırılan TL’nin kur karşısında değerini korumak için, MB para basmak zorunda kalacaktır. Bunun sonucunda piyasada bollaşan TL, USD-TL dengesini daha da bozacak ve hiperenflasyona yol açacaktır. Ayrıca 2000’li yıllardan itibaren kronik cari açık borcuna karşın mali dengeyi bir şekilde koruyabilen Türkiye ekonomisi hem hiperenflasyon yaşayan hem de kamu dengesini kaybeden bir ekonomiye dönüşecektir. 90’lı yıllar boyunca yaşanan krizlerin ana nedeni olan bütçe açıkları ile karşı karşıya kalınacak ve o dönemlere göre daha yüksek olan cari açık da bu soruna eklenecektir.

Özetle, uygulanmaya çalışılan, Kur Korumalı TL Mevduat politikası USD’nin değer kazanmaması varsayımı üzerine kurulmuş ve sermaye hareketlerine son derece bağımlı bir politikadır. FED’in Nisan’dan itibaren faiz arttıracağına yönelik açıklamaları ve Omicron varyantıyla birlikte ekonomilerin yavaşlama ihtimalinin yükseldiği bir ortamda bu varsayımla hareket etmek olumsuz sonuçlara neden olacaktır.

Asgari ücretin yükseldiği bir ortamda talepte azalma olmaması enflasyonu yükseltme eğilimindedir.. Hem maliyet hem talep yanlı enflasyonun yükselmekte olduğu bir ekonomide enflasyonu yavaşlatacak daraltıcı politikaların ilk çeyreği atlatmak açısından daha verimli olacağını düşünüyorum. Faiz artışları ile rezervlerin artışının sağlanması uzun vadede değer kazanacak USD’ye karşı önlem alınması noktasında oldukça önemlidir.

Yazarın Diğer Yazıları