İsrail’de Sandık Öyle mi? (Vay dünya vay)
Geldik mi şimdi sana Gazze kasabı alçak!
İsrail’de seçim hesapları yapılırken Gazze’de nice aile evladını, evini barkını kaybetmiş
vaziyette. Siyasi ikbal ve makam meselesi elbette devletlerin kendi iç siyasetinde vardır.
Lakin bir milletin istikbali enkaz altında kalmışsa, buna yalnızca siyasi bir mesele
nazarıyla bakmak doğru değildir diye düşünüyorum.
Gazze’de yaşananlar insanlığın vicdanında derin bir yara açmıştır. Çocukların yetim
kalması, masumların hayatını kaybetmesi ve insanların temel ihtiyaçlara ulaşmakta
zorlanması karşısında dünya kamuoyunun daha ciddi bir tavır ortaya koyması icab eder.
İnsan hakları ve beynelmilel hukuk denildiğinde ölçü herkes için aynı olmalıdır. Fakat
dünya ve dünyayı yönettigini zanneden sözde batılı güçler her zaman üç maymunu
oynamadı mi
Filistin meselesi bir kaç kişinin ölümüyle bitecek bir mesele değildir. Bu dava, toprağını,
ailesini ve hürriyetini kaybetmiş bir halkın meselesidir.
İsmail Haniyye suikast sonucunda vefat ettiğinde kaç tane batılı lider Filistin’in haklarını
savundu.Ayni hadise BM temsilcisi ulkelerrnbirinin başına gelse sessiz kalirlarmiydi.
Ayrica şunu da belirtmek istiyorum ki; Yahya Sinvar’ın vefatı da Filistin halkının hak
taleplerini ortadan kaldırmış değildir. Yahya Sinvar gibi özgürlük icin mucadele eden bir
yiğidin hakkını dahi savunmayan savunmaya Cesaret dahi edemeyen Arap dünyası kendi
koltuklarini korumanin peşinde değilmiydi burada asıl aranması gereken husus, yeni
ölümlerin önüne geçilmesi ve mesul olanların hukuk dairesinde hesap vermesi gerekir.
Bizim anladığımız adalet, intikam uğruna başka masumların kanının dökülmesi değildir.
Lakin zulmün cezasız kalması da kabul edilecek bir ahval sayılamaz.
Zalim için hesap, mazlum için hak ve hukuk talep etmek gerekir. Kısas meselesi de keyfi
bir öfke ile değil, hukuk ve adalet ölçüleri içerisinde ele alınmalıdır. Uyanmalisin kola ile
hayat bulduğunu zannedenler İsrail’e sadece mermi taşıdıklarını ne zaman
kavrayacaklar
Arap dünyasının ve beynelmilel cemiyetin tutumu da ayrıca üzerinde durulması gereken
bir konudur. Kimi devletler kendi siyasi menfaatlerini öne alırken Gazze’deki insanların
hali ikinci planda kalmıştır. Türkiye’nin de Filistin için yürüttüğü diplomatik gayretlerin,
insani yardımın ve ateşkes teşebbüslerinin devam etmesi mühimdir. Söylenen sözlerin
sahada karşılığı bulunmalıdır.
İnsan haklarını müdafaa ettiğini söyleyen devletler, bu hakları yalnızca kendi
menfaatlerine uygun düştüğü vakit hatırlamamalıdır. Hukuk güçlüye başka, zayıfa başka
tatbik edilirse orada adaletten bahsetmek güçleşir. Bu mesele yalnızca bugünün siyaseti
değildir; yarın tarih bu hadiseleri ve herkesin aldığı tavrı kayda geçirecektir.
Gazze’nin yetimleri bir haber başlığından ibaret değildir. Her birinin bir ailesi, hatırası ve
yarına dair ümidi vardı. Bunları geri getirmek mümkün değil. Fakat yeni acıların önüne
geçmek, suç işleyenlerin hesabını sormak ve Filistin halkının hukukunu müdafaa etmek
mümkündür.
Vesselam.




