Gazze; Semada Bir Yıldız…
7 Ekim 2023’ten bu yana üç yıl geçti. Aksa Tufanı hala sesini yükselterek devam ediyor. Hamas, insanlığın uyanışını sağlama konusunda üzerine düşeni yapmaya devam ediyor. İnsanlık dışı saldırılar ve yaptırımlar karşısında tek bir adım geri atmayarak insanlığın parlak yıldızı olarak yerini sabitlemeye başladı.
Üç yıldır, vahşice katliamlar eşliğinde İsrail terör devletinin yaptığı mezalim dünya insanlarının gözleri önünde cereyan etmektedir. Bu zulme karşı Gazzeli kardeşim ise, kaybettiği her şeyi bir özgüvene dönüştürerek kendi varlığını kaim kılmakta ve ilahi rızaya olan bağlılığı ile dünya hayatını elinin tersi ile iterek insanlığa yeni bir örneklik kalıbı sunmaktadır.
Peygamber asrı dönemi hariç insanlık böyle bir örneklik ve temsiliyet liyakati ile buluşmamıştı. Bu asrın en çok dine saldırıldığı döneminde ve özellikle de İslam terörü adı altında saldırılar varken batılı insanın vicdanlılarına iman ekme vesilesi oldular. Bu iyilik, onların kurtuluşu için yeterli olacaktır.
Bu temsiliyet Gazze halkı açısından birçok temel örnekleme dayanmaktadır: örneğin; çocuğunu kaybeden baba ve anne ile ağabey ya da kardeş, ‘o cennette beni bekliyor’ diyerek teslimiyetin doruğuna çıkıyor. Sabır, her Gazzeli insanın en derin özelliği olarak tebellür ediyor. Anneler ve babalar çocukları ile sınandıklarında ‘Allah en güzel vekildir ‘ diyerek tevekkülü örnekliyor. Çocuklar ebeveynini kaybettiğinde ‘ Onlar Allah katında rızıklandırılıyorlar, Rabbim beni de onlara kavuştur’ diyerek teslimiyeti öğretmeye devam ediyorlar. Aç ve susuz kaldıklarında, bir deri bir kemik olduklarında da ‘Rabbim sen Büyüksün’ diyerek susuyorlar. Her halleri ve sözleri ‘dava’nın ne olduğuna dair bir beyana dönüşüyor.
Buna rağmen, Avrupa’da vicdanlı insanlar ayaklanıyor, sokakları dolduruyor, protesto ediyorlar. Ve Filistin meselesini mesele ediniyorlar. İktidarlarına karşıt duruyorlar. Süreç içinde iktidarlar, sanatçılar ve benzeri olanlarda bu ayaklanmaya katılmaya başlandı. Meclislerde milletvekilleri yüksek sesle haykırmaya başladı. Vicdanlı insanlar sorumlulukları gereği karşı karşıya kaldıkları sınavı vermeye çalışıyorlar ve aralarında birçok insan İslam ile müşerref olarak kendilerini kurtuluşa taşıyorlar. Yani Avrupa’da da çok şey değişti.
İslam ülkeleri ise kendi halleri ile uğraşmaktan Filistin meselesine eğilmeyi akıl edemiyor. İktidarlar ise söylem düzeyinde kalıyor. Halk ise başlangıçta ses vermeye başladı. Süreç devam ettikçe tepki azaldı. Arada gemi yolculukları, kara yolculukları, Filistin ve Gazze’ye ulaşma arzuları gerçekleşmese de yapılan eylemler yeni tepkileri meydana getirdi. Ama son dönemde bu tepkilerin büyük bir çoğunluğu azaldı ve bir avuç insan aynı tepkileri vermeye devam ederken kahır ekseriyet yerinde saymaya başladı. Boykot, temel bir mesele idi. Ama boykotta istenilen verimi elde etmeye yaramadı. İsrail, hala saldırılara devam ediyor ve sivil insanları katletmekten imtina etmiyor. Ama buna yönelik sert ve askeri bir tepkinin varlığının esamesi bile okunmamaktadır.
İslam’ı ağızlarından düşürmeyen, siyasiler, iktidarlar, ‘Müminler kardeştir’ ilkesini arka plana atmış görünmektedirler. Yeni bir dünya sisteminin ayak sesleri ile sarhoş durumda ne yapacaklarını bildiklerini göstermekten imtina ederek sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.
Hâlbuki Gazze, Yeni Dünya sisteminin kurucu unsurudur. Batılı değerlerin yerle yeksan olduğu bir zemini inşa etmiştir. Dünyanın gündemine İslam pozitif bir şekilde geri dönüş yapmıştır. Müslüman ülkelerin ‘birbirlerinden başka dostu yoktur’ ilkesini derinden idrak etmelerine vesile oluşturacak zemini kurmuştur. Yaşanan her olayda bölge ülkeleri için Amerika ve İsrail tarafından korunamayacağının ispat olmuştur. Verdikleri paraların haddi hesabı olmamasına rağmen, onların korunmasını sağlama konusunda tek bir adım bile atamamışlardır. Kendilerine yönelik saldırılara bile cevap vermekte zorlanan bu iktidarların kendilerine yardımcı olmaları boş hayal olmaktadır.
İlk kez, Gazze vesilesi ile müslüman ülkelerin iktidarları kendi ayakları üzerine durmayı öğrenme konusunda bir tecrübe sahibi olabilmektedir. İşte bu tecrübeyi birlikte var olmaya dönüştürdükleri andan itibaren dünyanın yeni sahibi olma hayalleri bile gerçekleşebilir olacaktır.
Yeter ki, iktidarlar halkları ile birlikte İslam ile yeniden dirilişe geçsinler ve birlikte hareket etmenin kendi lehlerine ve yararlarına olduğunu fark etsinler…
O zaman dünya yeniden İslam ile buluşmaya hazır olur ve ‘Dünya Barışı’ mümkün hale gelecektir. Modern seküler dünyanın müslüman zihin ve dünya için ‘yıkıcı’ olmaktan öte bir katkısı olmamıştır, olmayacaktır da…
7 Ekim Aksa Tufanı yıldönümü vesilesi ile yeniden başlayan hareketlenmelerin sürdürülmesi, devamlılığının sağlanması ve iktidarların halkları ile birlikte bu eylemlere destek vererek gerektiğinde askeri bir operasyonun kapısını açık tutmaları elzemdir. Gazze halkının çektiği her acı her müminin yüreğinde de bir ‘yara’ya sebep olacaktır. Bu temel gerçeği dikkate alarak hareket etmek ‘mümin olmanın sorumluluğu’ içinde anlamını bulacaktır.
Müslümanlar halklar iktidarlarına rağmen, Gazze’ye yönelik eylemlerini ve desteklerini sürdürmeli ve yeni bir planlama ile iktidarlarının da bu eylemlere katılımını sağlayacak etkinliklere başlamaları elzemdir. Giderek acıları büyüyen ve yok oluşa doğru sürüklenen Gazzeli halkın vebalini hiçbir insan taşıyamaz ve sorumluluğunun altından çıkamaz!
Dünyevi kaygıları bir tarafa bırakmalıyız. Dünya hayatı geçicidir. Bu temel gerçekliği şuur haline dönüştürmeli. Bu dünyaya tamahımızın bizi kurtuluşa taşımayacağı gibi azaba duçar kılacağını bilmeliyiz ve inanmalıyız… O yüzden kendi kurtuluşumuzun Gazze’nin kurtuluşu ile eş değer olduğunu bilmenin vakti geldi ve geçmektedir de…
Bu sorumluluğun en temel muhatabının halk ile birlikte ve daha çok sorumluluk sahibi olan müslüman iktidarlardır. Bu temel gerçeği sürekli iktidarlara hatırlatmak ise âlimlerin ve entelektüellerin sorumluluğunda bulunmaktadır. Gazze için ancak her insan, kendi sorumluluğunu üstlendiğinde kurtuluş zemini doğacaktır.
Rabbim bizi ‘Dava’ şuuru ile hareket eden ve buna göre yaşayan kullarından eylesin, Gazzeli kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olacak eylemlerin sahibi kılsın ve bizi ümmet olarak ayağa kaldıracak âlimler ve entelektüellere sahip kılsın…
Âmin…