enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,5660
EURO
35,0806
ALTIN
2.452,78
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Perşembe Açık
30°C
Cuma Açık
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Az Bulutlu
30°C

Siyasi Hareketlerin Kişisel İlişkilerimize Yansımasına İzin Vermemeliyiz

Çalışmalara göre oy vermek vücutta kortizol denilen stres hormonunun artmasına neden oluyor. Yaşanan bu stresin kime oy vereceğimize dair alacağımız karar üzerine etkisi mevcuttur.

Siyasi Hareketlerin Kişisel İlişkilerimize Yansımasına İzin Vermemeliyiz
Ekip Türkiye
06.05.2023
A+
A-

Yapılan çalışmalara göre oy vermek stres hormonunun artmasına neden oluyor. Sağlıklı karar alabilmek için stres seviyesinin düşürülmesi gerektiğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Farklı siyasi partileri savunsak bile gündelik hayatta bir aradayız ve siyasi hareketlerin kişisel ilişkilerimize yansımasına izin vermememiz gerekir.” diyerek sağduyu çağrısı yaptı.

Sağlıklı karar alabilmek için stres seviyenizi düşürmelisiniz

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir seçimlere sayılı günler kala seçmen davranışları ve seçim psikolojisi üzerine açıklamalarda bulundu.

Rasyonel seçmen olmamız gerekir

Seçimlerde oy verme davranışının psikolojik bir süreç olarak ele alınabileceğini söyleyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Eski modellerden biri olan ‘partiyle özdeşleşme modeli’ne göre, seçmenler bir partiye dair sempati duyarlar. Bu bağlılığı getirir ve bir futbol takımı taraftarı gibi kişi tuttuğu siyasi parti ile özdeşleşir. Ülkemizde de bu model oldukça yaygın görülür. Ancak önemli olan ‘rasyonel tercih’ yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre de seçmenler geleceği ve geçmişi rasyonel olarak değerlendirerek oy kullanma davranışı içinde olurlar ve bu daha sağlıklıdır. Dolayısıyla ‘rasyonel seçmen’ olmamız gerekir.” dedi.

Belirsizlik toplumsal açıdan stres düzeyini arttırıyor

Seçim tarihi yaklaşırken çoğu kişinin çevresinde seçim temalı konuşmalara ve gerginliğe şahit olduğuna değinen Demir, “Bu gerginlik, korku ve kaygı bazen de öfke olarak görülüyor. Ülke olarak son günlerde gündemimiz seçimler ve özellikle seçim sonrası oluşacak atmosferde ekonominin durumu oldu. Çünkü akademisyen ve psikolog olan Maslow’un meşhur ‘ihtiyaçlar hiyerarşisine’ göre de insanın en temel ihtiyacı beslenme ve barınma. Bu çerçeveden bakıldığında psikolojik süreç ön plana çıkıyor. İnsanlar ekonomik durum ve güvenlikleri ile ilgili bir belirsizlik yaşıyor. Bu da toplumsal açıdan stres düzeyimizi arttırıyor.” şeklinde konuştu.

Kutuplaşan değil birleşen olmalıyız

Yaşanılan stresi yönetmek için ilk olarak, sonuç ne olursa olsun seçimin ölüm kalım meselesi, dünyanın sonu, geri dönülemez nokta olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsan, doğası gereği beraber yaşamak zorunda olan toplumsal bir varlıktır. Beraber ve barışçıl bir ortamda yaşama ihtiyacı duyan insan, toplumsal kuralların bir şekilde devam edeceğini varsayar. O halde unutulmaması gereken ikinci önemli nokta seçim sonuçlarından bağımsız olarak her bir kişinin toplumsal barış ve huzur ortamı noktasında duyarlı davranması olacaktır. Farklı siyasi partileri savunsak bile gündelik hayatta bir aradayız ve siyasi hareketlerin kişisel ilişkilerimize yansımasına izin vermememiz gerekir. Kutuplaşan değil birleşen olmak toplumsal olarak en sağlıklı olandır.” diyerek toplumsal bütünlüğe dikkat çekti.

Umutlu seçmenlerde oy verme davranışı artıyor

“Seçmen davranışına yönelik çalışmalarda kişilerin umutlu oldukları, kendi oylarının katkı sağlayacağına inandıkları noktada oy verme davranışlarının da arttığı görülüyor.” diyen Demir, “Seçim kampanyaları psikolojik bir süreç. Bu noktada oyumuz ne olursa olsun demokratik katılımın önemini unutmamalı, umutsuzluğa kapılmadan oyumuzu kullanmalıyız. ‘Zaten bir şey değişmez. Ben oy versem ne olacak ki!’ şeklinde yapılan yorumları göz ardı etmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı.

Sağlıklı karar alabilmek için stres seviyenizi düşürmelisiniz

Oy verme davranışının beden ve duygular üzerindeki etkisine dikkat çeken Demir sözlerini şöyle tamamladı:

“Çalışmalara göre oy vermek vücutta kortizol denilen stres hormonunun artmasına neden oluyor. Yaşanan bu stresin kime oy vereceğimize dair alacağımız karar üzerine etkisi mevcuttur. Stres, belleğimizi bozar, ödül arama, risk almak istememe gibi davranışlarımızı tetikler. Bu sebeple sağlıklı karar alabilmek için stres seviyemizi düşürmemiz önemli.”