enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Gittik Gördük Gezdik – Bosna Hersek 2

Gittik Gördük Gezdik – Bosna Hersek 2
Ekip Türkiye
06.01.2022
A+
A-

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’ya ve ülkenin Mostar, Travnik gibi güzeller güzeli şehirlerine yaptığım gezideki tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım. İstanbul’da Saraybosna’ya, oradan da Bosna’nın kalplere dokunan güzelliklerine değinen yazı serimin diğer bölümlerini de okumayı unutmayın!

İlk bölümü okumak için tıklayın

Şehitlikler ve Saraybosna Gülleri

Bosna’da 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşın ve katliamın acıları hala taze. Şehirlerde Sırp radikaller tarafından yapılmaya çalışılan soykırımın izleri aynı şekilde durmakta. Bosna halkının yüzlerine baktığınızda o yılların buruk tebessümlerin ardına gizlenmiş derin bir hüzün olarak yaşadığını ve acıların verdiği olgunluğun izlerini hala görebiliyorsunuz. Saraybosna sokaklarında gezerken birçok yerdeki kaldırımlarda ve asfalt üzerinde parçalı kırmızı boyalı, bir metre çapında gül şeklinde işaretler görüyoruz.

Yerdeki işaretlerin anlamını sorduğumuzda Bosna Hersekliler; bu işaretlerin adı Saraybosna gülleridir diyorlar. Savaş zamanında bombaların ve keskin nişancıların öldürdüğü insanların anısını hatırlatmak için yapılmış. Zaten Saraybosna’yı gezerken binalardaki kurşun izleri, Bosna gülleri ve şehitlikler gibi her yer size savaşı ve yaşanan acıları hatırlatıyor. Saraybosna güllerinin en büyüğü pazar yeri ve fırın katliamının yapıldığı yerde bulunuyor. Burayı Fatihalar ve gözyaşları ile ziyaret ediyoruz.

Başçarşı’daki Osmanlı Sebili’nin karşısındaki sokaktan tepeye doğru çıkan Arnavut kaldırımları ile döşeli sokakta yürürken Yamaçta Şehitliği’nin insanı hüzünlendiren görüntüsü beliriveriyor. Tam tepeden kuş bakışı şehitliklere bakıp dua ederken “Bu halk çok acılar çekti, çok ağır bedeller ödedi, Saraybosna şu an özgürse bunu sizlere borçlu” diyerek beyaz mezar taşlarının altında yatan şehitleri rahmetle ve minnetle yad ediyoruz.

Alija’nın kabrini hilal şeklinde çevreleyen küçük havuz, çiçekler ve türbe ay-yıldız şeklinde bir görünüm verirken çevredeki şehit kabirleri ile beraber insanı cennet bahçesindeymiş gibi ferahlatıyor. Medine’de bulunan Mescid-i Nebevi gibi, şehitlikten adeta buram buram gül kokusu etrafa yayılıyor.

Bosna Hersek’in kurucusu Alija İzetbegoviç’in mezarı

Saraybosna’da gezerken sanki bir müze şehirde belgesel izliyor gibi oluyor, adeta tarihin izlerini görüyorsunuz. Birinci Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen suikastın gerçekleştiği Latin Köprüsü üzerinde hatıra fotoğrafı çekerken yanımızdan resmî elbiseli rütbeli bir asker geçiyor. Eşim emekli asker olduğundan hemen rütbeli subaya selam veriyor, çat pat İngilizcesi ile konuşmaya çalışırken subayın selamımıza Türkçe karşılık vermesi ile şaşkınlığımız bir kat daha artıyor. Ayak üzeri sohbetimizde Türkiye’de eğitim aldığını ve İstanbul’da Hava Harp Okulu’nda okuduğunu anlatıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın, üzerinde bulunduğumuz Latin Köprüsü’nün önünde, 1914 yılında Avusturya veliaht prensi Arşidük Franz Ferdinand’ın çetecilerce öldürülmesi ile başladığını hatırlıyoruz.

Bosna’da diğer bir tarihi yer, iki caddenin kesişme noktasındaki bir köşede yer alan İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenler anısına yapılmış ve sürekli yanan Vjecna Vatra Ateşi, yani sönmeyen ateş Kan çiçekleri. 6 Nisan 1945’te Yugoslav ordusu tarafından Almanların işgalindeki Saraybosna’nın kurtarılışı anısına yakılan sönmeyen ateş tarihi hatıralardan biri. Saraybosna’ya gittiğimiz 25 Kasım, ülkede Devlet Günü olarak kutlanıyor ve bu sebeple Sönmeyen Ateş anıtının etrafı rengarenk çiçeklerle süslenmiş.

Saraybosna’ya akşam üzeri uçaktan indiğimiz için Cumhuriyet törenini kaçırıyoruz lakin Sönmeyen Ateş’in etrafı çelenklerle, çiçeklerle süslenmiş; ateş ve çiçekler gecenin karanlığında ayrı bir güzel görünüyor. Gündüzün aydınlığı ile de muhteşem bir görüntü gözlere hitap ediyor.

Avusturya-Macaristan döneminde Hükümet Konağı (Belediye binası) olarak yaptırılan ve Sırplar tarafından bombalanarak yakıldığı için birçok el yazması eserin kül olduğu Viyeçnitsa Kütüphanesi, şehrin ortasından geçen nehrin etrafındaki yolun başka bir köşesinde duruyor.

Üçüncü bölümü okumak için tıklayın