enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ticaret Bakanı Bolat’tan AB’ye Kritik Çağrı: Gümrük Birliği Vurgusu

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği’nin Sanayi Hızlandırma Yasası sürecinde Türkiye’nin dışlanmaması gerektiğini belirterek, Gümrük Birliği ortaklığının önemine dikkat çekti.

Ticaret Bakanı Bolat’tan AB’ye Kritik Çağrı: Gümrük Birliği Vurgusu
Ekip Türkiye
13.10.2026
A+
A-

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği’nin (AB) gündeminde yer alan ve sanayi kapasitesini artırmayı hedefleyen ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Bolat, Türkiye’nin AB’nin sanayi stratejilerine yönelik genel yaklaşımını desteklediğini ancak uygulama aşamasında Türkiye’nin konumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle üçüncü ülkelerden yapılan ithalatın yarattığı rekabetçi baskılar konusunda AB ile benzer endişeleri paylaştıklarını belirten Bolat, bu tür düzenlemelerin ortaklık ruhuna uygun şekilde şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.

AB’nin sanayi politikalarındaki dönüşüm süreci, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişimler ve üçüncü ülkelerin artan pazar payı nedeniyle hız kazanmış durumda. Bakan Bolat, Türkiye’nin de bu süreçte benzer bir hassasiyet taşıdığını belirterek, yerli sanayinin korunması ve rekabet gücünün artırılması noktasında AB ile ortak bir zeminde buluşulabileceğini dile getirdi. Ancak bu uyumun, Türkiye’nin AB ile olan ticari entegrasyonunu zedeleyecek bir dışlama politikasına dönüşmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkilerin temelini oluşturan Gümrük Birliği, her iki taraf için de stratejik bir öneme sahip. Bakan Bolat, Türkiye’nin AB’nin en önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu hatırlatarak, sanayi politikalarında yapılacak herhangi bir değişikliğin Gümrük Birliği’nin işleyişini olumsuz etkilememesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin dışlanmasının hem AB sanayisi hem de Türkiye ekonomisi için uzun vadeli riskler barındırdığına dikkat çeken Bolat, çözümün kapsayıcı bir yaklaşımdan geçtiğini savundu.

Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında atılacak adımların, sadece AB üyesi ülkeleri değil, aynı zamanda Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’yi de doğrudan etkileyeceği aşikardır. Bakan Bolat, bu noktada Türkiye’nin sürece dahil edilmesi ve istişare mekanizmalarının aktif tutulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin sanayi altyapısının AB ile olan entegrasyonu, tedarik zinciri güvenliği açısından da kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle, Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı bir modelin, Avrupa’nın genel sanayi hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.

Bakan Bolat’ın açıklamaları, Türkiye’nin AB ile olan ticari ilişkilerinde ‘eşit ortaklık’ vurgusunu bir kez daha ön plana çıkardı. Özellikle üçüncü ülkelerden gelen haksız rekabet unsurlarına karşı ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Bolat, Türkiye’nin bu süreçte yapıcı bir rol oynamaya hazır olduğunu ifade etti. AB’nin kendi sanayisini koruma çabalarının, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden doğan haklarını kısıtlamaması gerektiği mesajı, Ankara’nın Brüksel’e yönelik temel beklentisi olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin AB ile olan ticari ilişkilerinde yeni bir döneme girildiği görülüyor. Sanayi Hızlandırma Yasası gibi stratejik düzenlemeler, taraflar arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bakan Bolat’ın çağrısı, Türkiye’nin AB’nin sanayi vizyonunda vazgeçilmez bir paydaş olduğunu ve bu süreçte dışlanmanın değil, entegrasyonun esas alınması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde yapılacak teknik görüşmelerin, bu beklentilerin ne ölçüde karşılanacağını belirlemesi bekleniyor.