Uzun yıllardır bünyesinde barındırdığı vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarıyla şeffaf bir kurumsallaşma çabası güden Semerkand, son dönemde tarihinin en büyük ve en asimetrik algı operasyonlarından biriyle karşı karşıya. Ancak bu operasyon dışarıdan değil, miras adı altında vakıf varlıklarının mülkiyetini talep eden ve yurt dışı finans trafiğiyle dikkat çeken Serhendi grubu tarafından yürütülüyor.
Gündemde Süleymancılar cemaatine yönelik yargı ve emniyet operasyonlarının bulunmasını kurnazca bir fırsata çevirmek isteyen Serhendi cephesi, bu puslu havadan yararlanarak hem halkın hem de yargının dikkatini sistematik algı operasyonlarıyla Semerkand’ın üzerine çekmeye çalışıyor. Semerkand’ı devletle karşı karşıya getirmek ve vakıf varlıkları üzerinde hak iddia etmek üzerine kurulan bu strateji, medyadaki yalan haberlerden sokaktaki şiddet eylemlerine kadar geniş bir yelpazede sahneleniyor.
Seyyid Saki Elhüseyni liderliğindeki Serhendi tarafı ile Semerkand kanadı arasındaki çatışmanın merkezinde miras kavgası yer alıyor. Hukukçular vakıf mallarının şahsi miras kabul edilemeyeceğini belirtse de Serhendi tarafı, Semerkand Vakfı bünyesindeki cami ve dergâhları baba mirası kılıfı altında talep ediyor.

Hukuken ve İslami kaidelere göre vakfedilmiş, binlerce insanın bağışlarıyla inşa edilmiş dergâhlar, medreseler ve tesisler kimsenin şahsi mülkü olamayacağı halde Serhendi grubu hukuki yollarla elde edemediği bu varlıkları, kurduğu baskı ve şiddet sarmalıyla fiilen ele geçirmeye çalışıyor.
Buna karşılık Semerkand kanadı, şeffaf bir duruş sergileyerek bu süreçte kurumların, resmi denetimlere açıklığını ve vakıf senedine bağlılığını korumaya çalışıyor. Semerkand’ın sükûneti koruma çabasına rağmen Serhendi tarafı, provokasyon dozunu sürekli artırıyor.
Bu kirli stratejinin en net örneği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Mevlid-i Nebi etkinliği üzerinden kurgulandı. Türkiye genelinde dini yapılara ve cemaatlere yönelik kamuoyu hassasiyeti ve operasyonel incelemeler sürerken Serhendiler, mevcut gündemi lehlerine çevirebilmek adına hedef şaşırtma stratejisine başvurdu.
Özellikle son dönemde Süleymancılara yönelik operasyonları fırsat bilen Serhendiler, Cumhuriyet Gazetesi’ne servis ettikleri “Menzil’de kardeş kavgası Diyanet etkinliğine yansıdı: Serhendi katıldı, Semerkand katılmadı” başlıklı haberle, Semerkand’ı da benzer bir devlet-cemaat krizinin içindeymiş gibi göstermeye çalıştı.

Medyaya bütçe ayırarak ve sosyal medya troll ağlarını kullanarak Semerkand’ı hedef gösteren Serhendi grubu, devlet organlarını ve halkın tepkisini, Semerkand üzerine çekmeye çalışıyor gibi görünüyor. Semerkand Vakfı Genel Başkanı Yakup Yakuboğlu’nun programa katıldığı belgeleriyle ispatlanıp tekzip edilmesine ve Yakuboğlu’nun bahsi geçen programda çekilmiş fotoğraflarını şahsi sosyal medya hesabından paylaşmış olmasına rağmen haber düzeltilmedi.

Sosyal medyada Semerkand’ı hedef alan sistemli kampanyaların arkasında, Serhendi grubuna yakınlığıyla bilinen gazeteci-yazar Atılgan Bayar gibi isimlerin yönlendirici bir rol üstlendiği iddiaları yüksek sesle dile getiriliyor.
Araştırmacı Yazar Emrah Demiryent, söz konusu algı operasyonlarına ve Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine sosyal medya hesabı üzerinden sert tepki gösterdi. Demiryent, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Cumhuriyet yine bildiğini yapmış. Yalan haberle fitneleri büyütüyorlar, hakaretler ediyorlar ama yemezler! Ülkemizin solcuları toplanmışlar operasyon yapılsın diye bekliyor. Ne hikmetse Cumhuriyet Gazetesi de güya her zamanki gibi haber yapıyor. Devamına da devlet ile Semerkand arasında bir problem varmış gibi uzun uzun senaryo kuruyor.
Yakup hoca programa katıldığına dair paylaşım yapmış. Peki Cumhuriyet haberi kaldırmış mı? Yok. Maksat haber yapmak değil ki algı operasyonu… Menzil, yıllardır devletinin ve milletinin yanında durmuştur. Birkaç masa başı senaryosuyla bu hakikatin üzerini örtebileceğinizi sanıyorsanız daha çok beklersiniz.
Bir de hızlarını alamayıp mübarek insanlar hakkında ‘elebaşı’ ifadesini kullanmışlar. HADDİNİZİ BİLİN! Siz kimsiniz ömrünü ilme adamış insanların isimlerini suç örgütü lideri gibi yazacaksınız! Menzil’in de Semerkand’ın da duruşu bellidir. Devletimizin bilmesi gereken her makamda gayet iyi bilinmektedir.”

Bununla birlikte Seyyid Saki’nin oğlu Yakut el Hüseyni’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde çektirip paylaştığı fotoğraflar, cemaat içi tartışmalarda bürokratik nüfuz ve güç imajı yaratma çabası olarak yorumlanarak dikkatleri üzerine çekti.
Devletin ve bürokrasinin gücünü arkasına almış imajı çizmenin, sadece Serhendiler için değil tüm cemaatler için hayati bir propaganda aracı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle Serhendiler kanadından Yakut el Hüseyni’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde adeta bir güç gösterisi yaparak poz vermesi, “Devletin arkasındaki güç biziz” algısı yaratma çabası olarak yorumlandı.
İddiaların en vahim boyutunu ise uluslararası finans trafiği ve mal varlığı transferleri oluşturuyor. Semerkand tüm faaliyetlerini Türkiye’de, devlet kurumlarının denetimi altında yürütürken Serhendi yapılanmasının uluslararası finans hamleleri büyük soru işaretleri barındırıyor.
Serhendi liderliğinin Londra’da kozmetik ve parfüm sektöründe faaliyet gösteren ticari yapılar kurduğu ve Türkiye’deki dergâh gelirleri ile toplanan fonların bu uluslararası şirketler üzerinden yönetildiği öne sürülüyor.
Semerkand kanadı Türkiye merkezli kurumsal ve şeffaf bir denetim süreci yürütürken Serhendi tarafının fonları Londra merkezli ticari ağlara yönlendirmesi, “Olası operasyonlara karşı yurt dışında bir altyapı mı hazırlanıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.
Serhendi kanadının geçmişinde yer alan iddialar sadece finansal şüphelerle sınırlı değil. Serhendi yapılanmasına yakın isimlerin geçmişte basına ve emniyet kayıtlarına yansıyan bazı kritik asayiş olaylarıyla anılması, kamuoyundaki tartışmaları sıcak tutuyor. Özellikle geçmiş yıllarda yeraltı dünyasıyla anılan bazı isimlerin karıştığı adli vakalarda Serhendi çizgisine yakın şahısların da adının geçmesi, grubun kriz çözme yöntemlerine dair endişeleri ve soru işaretlerini artırıyor.
Bilindiği üzere Serhendiler, Semerkand’ın ek bina inşaatlarına taşlı sopalı saldırılar düzenlemiş, Kasrik Medresesi’nde müritlerin kanlar içinde kalmasına sebep olmuşlardı. Ahlat Otağı Baskını olarak medyaya yansıyan olaylarda ise kadın talebelerin eşyalarının ortalığa saçılması ve mahremiyetin ihlal edilmesi, Serhendi kanadının sınır tanımayan öfkesinin en net göstergesi olmuştu.
Ayrıca Odatv’nin belgeleriyle ortaya koyduğu, sofilere gönderilen 381 bin liralık faizli hacizler, meselenin manevi bir yoldan ziyade tamamen rant ve para eksenine kaydığını kanıtladı.
Tüm bu tablo yan yana getirildiğinde ortaya net bir soru çıkıyor: Serhendi grubu neyin peşinde? Londra merkezli ticari yapılar, L. Parfüm üzerinden aktarılan fonlar ve kendi içlerindeki şeffaflık tartışmaları kamuoyuna yansırken odağı Semerkand’a kaydırarak kendi üzerlerindeki şüpheleri dağıtmaya mı çalışıyorlar?
Hukuken alıp yönetemedikleri Semerkand vakıf mallarını ve gayrimenkullerini elde edemeyince, ihbarcılık ve medya manipülasyonlarıyla devlet organlarını Semerkand’a karşı kışkırtıp bu mallara el konulmasını mı hedefliyorlar?
Külliye ve TÜGVA isimlerini kullanarak içeride güçlü oldukları imajını satarken diğer yanda Londra’da şirket ve ev altyapısını hazır tutarak yaşanacak olası bir adli süreçte İngiltere’ye kaçış yolunu mu garantiye alıyorlar?
Semerkand vakfı sessizliğini korurken Serhendilerin medya, sosyal medya ve Londra hattındaki bu tehlikeli oyunu kamuoyu ve emniyet birimlerince yakından takip ediliyor.
ÖZEL HABER: Meltem Suzan ZEKİ