enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ulus’un kalbindeki tarih

Altındağ’a bağlı Ulus; hem Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı semt olması hem de Ankara tarihinin oldukça eski zamanlarına dair eserleri …

Ulus’un kalbindeki tarih
Ekip Türkiye
28.03.2022
A+
A-

Altındağ’a bağlı Ulus; hem Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı semt olması hem de Ankara tarihinin oldukça eski zamanlarına dair eserleri barındırması bakımından oldukça önemli. Semtin çok bilinen Samanpazarı, Çıkrıkçılar Yokuşu, Kale hattının yanı başında olan ama belki de çoğu Ankaralının dahi bilmediği, bilse bile uğramadığı bir de Yahudi Mahallesi var. Geçen haftalarda ziyaret ettiğim Ulus’ta, iki sevdiğim arkadaşımla beraber Yahudi Mahallesi’ni gezdik. Mahalleye adım atar atmaz, farklı bir atmosfere girdiğimizi hissettim. Sağlı sollu bakımsız evlerin olduğu sokakta sessizliğe, evlerde yakılan sobaların dumanları eşlik ediyordu.

Aral evi

Korunması gerek

Sanat tarihçisi Muzaffer Karaaslan’ın, 2020’de Şalom gazetesinde yayımlanan yazısında, Yahudi Mahallesi’nin mimarisine dair söyledikleri aydınlatıcı: “Günümüzde İstiklal Mahallesi olarak bilinen Yahudi Mahallesi, ibadet mekânlarının çeşitliliğiyle çok kültürlü bir mahalle profili çizer. Mahallede sinagog ve mescitlerin birbirine yakın mesafelerde olması Yahudilerin ve Müslümanların bir arada yaşadığını kanıtlamaktadır. Günümüzde Yahudi Mahallesi’nin özgün dokusunun görülebilmesini sağlayan en önemli unsurların başında mimari gelir. Mimari yapılar genel olarak 19’uncu yüzyılın sonu, 20’nci yüzyılın başlarına aittir. Genellikle konut olarak tasarlanan yapılar geç Osmanlı döneminin özelliklerini barındırmasının yanı sıra Ankara’daki yapı malzemelerini göstermesi açısından da önemlidir. Plan olarak incelendiğinde evler genellikle iki katlı, iç sofalı ve cumbalı tasarlanmış. Yapıların örtü sistemi içten ahşap tavan, dıştan kırma çatıdır. Bu mimari eserlerin ana malzemesi taş, tuğla, kerpiç ve ahşaptır.” Bu bilgiler ışığında gezdiğimiz semtte evlerin bakımsızlıktan artık tanınmaz hale geldiğini üzülerek söylemek zorundayım.

Mahalledeki birçok yapı kilitli ve yıkılmak üzere olsa da Hayim Albukrek ve Araf evleri bölgenin mimari karakteristiğini koruyarak günümüze taşımayı başarmış. (Hayim Albukrek evi)

Ancak aralarda hâlâ ayakta kalan ve mimari, kültürel miras açısından mutlaka korunması gerekenler de var. Bunlardan en önemlileri kuşkusuz Hayim Albukrek ve Araf evleri. Her ikisi de 20’nci yüzyılın başlarında inşa edilmiş. İtalyan bir mimar tarafından yapıldığı söyleniyor. Albukrek Evi’nin dış cephesindeki göz alıcı nakışlar etkileyici. Bir zamanlar Atatürk’ün de konakladığı söylenen Yasef Ruso Evi’yse maalesef yıkılmak üzere. Mahallenin Yahudi Mahallesi olarak anılmasını sağlayan yapılardan biriyse sinagog. Senede bir kez ibadet için açıldığı söyleniyor. Sinagogla ilgili de Fügen İlter’in verdiği bilgiler şöyle: “1492 yılında İspanya’dan, birkaç yıl sonra da Portekiz’den Türkiye’ye göçen Musevilerin (Sefaradların) bir kısmı Ankara’ya yerleşmişlerdir. Gelenler eskiden beri orada yaşayan, sinagogu da olan bir Yahudi topluluğu bulmuşlardır. Ankara’ya gelen Museviler sayıca çoğalınca, biri İspanya’dan, öteki de Portekiz’den gelen Museviler adına iki sinagog sahibi olmuşlardır. 1907 yılında, Anadolu sinagoglarının dikdörtgen planlılar grubunun değişik bir örneğini veren Ankara Yahudi Mahallesi Sinagogu, bezemeleriyle, bitkisel motifleri esas almış birçok sinagogla benzerlikler gösterir.”

İnsan şaşırıyor!

Bölge, o kadar çok katmana sahip ki, insan gezerken hangisine bakacağını şaşırıyor. Mahallede ön plana çıkan; 14’üncü yüzyıldan 19 ve 20’nci yüzyıl başlarına uzanan süreci simgeleyen, Örtmeli Mescid, Eskicioğlu Camisi, Leblecioğlu Camisi; Anafartalar Caddesi’yle özdeşleşen 16’ncı yüzyıla ait Şengül Hamamı gibi yapılar da Yahudi Mahallesi yerleşkesine yakın ve görülesi mekânlar olarak tarihi yolculuğu zenginleştiriyor. Semti gezmek için bir tam gün yetmeyebilir. Siz en iyisi tarih dolu birkaç gün yaşamak için bu muhite zaman ayırın ve birkaç arkadaşınızla sokaklarda kaybolun.

KAYNAK: Hürriyet