enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Tanklara Karşı Klavyeler: 15 Temmuz’un Siber Cephesi

Tanklara Karşı Klavyeler: 15 Temmuz’un Siber Cephesi
Ekip Türkiye
15.07.2025
A+
A-

15 Temmuz 2016 gecesi, yalnızca tankların sokaklara çıktığı bir darbe girişimi değil; aynı zamanda dijital çağın karanlık yüzüyle de yüzleştiğimiz bir milattı. Bu tarihi gecede sadece meydanlarda değil, sunucularda, veri merkezlerinde ve haberleşme ağlarında da büyük bir savaş yaşandı. O gecenin hem fiziksel hem de dijital cephelerinde verilen mücadelenin izlerini konuşmak üzere, siber güvenlik uzmanı ve strateji danışmanı Furkan Erdoğan ile bir araya geldik.

Siber Güvenlik ve İstihbarat Uzmanı Furkan Erdoğan ile; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısından Devlet Bahçeli’nin tarihi duruşuna, FETÖ’nün kriptolu haberleşme yöntemlerinden Türkiye’nin siber güvenlik vizyonuna kadar birçok başlığı derinlemesine ele aldık. Bu söyleşi, sadece geçmişi anlamaya değil, dijital geleceğimizi şekillendirmeye de ışık tutacak.

Sayın Furkan Erdoğan, öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bugün, 15 Temmuz’un yıl dönümünde, bu tarihi gecenin siber güvenlik ve istihbarat açısından da bir dönüm noktası olduğunu konuşacağız. İlk olarak, sizce 15 Temmuz’un bu ülke için anlamı nedir?

Furkan Erdoğan: 15 Temmuz sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda bir milletin istikbaline sahip çıkışının sembolüdür. O gece Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı, milletimizin sokağa dökülerek canı pahasına direnişi ve bir milletin yeniden uyanışı yaşanmıştır. Bu, sadece fiziksel değil aynı zamanda dijital bir savaşın da yaşandığı bir geceydi.

O gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı milyonları harekete geçirdi. Sizin gözünüzden bu çağrının stratejik anlamı neydi?

Furkan Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “sokaklara çıkın” çağrısı, hem askeri hem de psikolojik bir müdahaleydi. O an sadece bir komutan gibi değil, dijital çağın stratejik lideri olarak da hareket etti. Çünkü o çağrı, klasik medya değil, FaceTime ve sosyal medya aracılığıyla yapıldı. Bu durum, modern savaşlarda iletişimin ne kadar hayati olduğunu hepimize gösterdi.

O gecede Devlet Bahçeli’nin duruşu da büyük önem arz etti. Bu siyasi hamlenin tarihi anlamı hakkında ne söylersiniz?

Furkan Erdoğan: Devlet Bahçeli’nin “Devletin yanındayız” çıkışı, ülkenin iç çatışmaya sürüklenmesini engelleyen en stratejik kararlardan biridir. O gece sadece tanklara değil, ayrışmaya karşı da bir duruş sergilendi. Bu duruş; devlet aklının, milletin birliğinin ve vatanın bekasının simgesiydi.

Siz bir siber güvenlik uzmanı olarak o geceyi nasıl değerlendirdiniz? Siber alanda ne tür saldırılarla karşılaşıldı?

Furkan Erdoğan: O gece sadece tanklar değil, siber saldırılar da devredeydi. Devletin iletişim altyapısına, televizyon kanallarına, kamu kurumlarının sunucularına yönelik çok yönlü dijital saldırılar oldu. Fetullahçı Terör Örgütü’nün kriptolu haberleşme uygulamaları ve sahte dijital belgeleri ile bilgi kirliliği yaratılmaya çalışıldı. Ancak, milli sistemlerin güçlü yapısı ve bazı kurumlarımızın dirayeti bu saldırıları püskürttü.

Peki Fetullahçı Terör Örgütü’nün siber yapılanması hakkında neler biliyoruz? Onların dijital taktikleri nelerdi?

Furkan Erdoğan: Fetullahçı Terör Örgütü, uzun yıllar boyunca kriptolu iletişim, haberleşme ağı ve casus yazılımlarla devlet kurumlarının içini dijital olarak izledi. ByLock ve Eagle gibi uygulamalarla özel iletişim kurdular, siber istihbaratla hedef listeleri oluşturdular. Bu aslında Türkiye’ye karşı yürütülen siber bir savaşın parçasıydı. Türkiye o gece sadece vatanını değil, verisini ve dijital egemenliğini de korudu.

15 Temmuz’dan sonra Türkiye siber güvenlikte nasıl bir yol izledi? Neler değişti?

Furkan Erdoğan: Milli Siber Güvenlik Stratejisi yeniden güncellendi. Yerli yazılımlar, milli işletim sistemleri, kriptolama teknolojileri ve siber tatbikatlarla hazırlık seviyesi artırıldı. Ayrıca, gençlere yönelik siber güvenlik eğitim programları başlatıldı. 15 Temmuz, bize bir gerçeği gösterdi: Tankla gelen düşman kadar, klavyeyle gelen düşman da tehlikeli.

İstihbaratın dijitalleştiği bu çağda, Türkiye bu alanda nerede duruyor? Hangi adımlar atılmalı?

Furkan Erdoğan: Türkiye son yıllarda bu alanda ciddi mesafe aldı. Ancak daha fazla yerli yapay zeka destekli analiz sistemleri, erken uyarı sistemleri ve dijital terörle mücadele birimleri kurulmalı. Geleceğin istihbaratı artık cephede değil, server odasında kazanılıyor. İstihbarat artık sinyallerin ve algoritmaların dilini okumayı gerektiriyor.

Sayın Erdoğan, hem stratejist hem yazar olarak bu konular üzerine yoğunlaştığınızı biliyoruz. Yakın zamanda bir çalışmanız da geliyor. Sohbetimizi sizin vizyoner sözlerinizle kapatmak isterim…

Furkan Erdoğan: Teşekkür ederim. Geleceğin dünyasında siber güvenlik ve istihbaratı, yarının sistemlerinin temelidir. Her daim izler mevcuttur; mesele doğru izi, doğru yaklaşımla, doğru takip sistemiyle okumaktır. Yakın dönemde yayımlanacak kitabımla birlikte, dünyaya bu noktada yeni bir bakış kazandırmayı amaçlıyorum. Siber çağın yeni döneminde yeni çağda bu bakışla yeni bir kazanım çıkacaktır. Türkiye halkı ve siber dünya! Beklemede kalın…

Söyleşi: Servet Dolaş