İsviçre Alpleri’ndeki Matterhorn Dağı, birçoğumuzun çok sevdiği, 1908’de imalatına başlanan, İsviçre menşei taşıyan Toblerone çikolatasının …
İsviçre Alpleri’ndeki Matterhorn Dağı, birçoğumuzun çok sevdiği, 1908’de imalatına başlanan, İsviçre menşei taşıyan Toblerone çikolatasının amblemi… 4.478 metre yüksekliğiyle Avrupa’nın ve Alpler’in en yüksek noktalarından olan Matterhorn, dünyanın en çok fotoğraflanan dağı olarak da biliniyor. Dağın dönerek yükselen ve sivrilen görüntüsü en belirgin özelliği. İsviçre-İtalya sınırında; kuzey yüzü İsviçre’nin Zermatt kasabasına, güney yüzü İtalya’nın Breuil-Cervinia kasabasına bakıyor. Zermatt-Matterhorn bölgesi, İsviçre’de kayak sezonunun en uzun olduğu bölgelerden biri. 3.000 metreden daha yüksekteki Snowpark’ta yazın kayak yapılabilecek 21 kilometrelik bir pist bile var.

Wolli Park ise genelde güneşli ve rüzgâr almayan konumuyla çocuklar ve başlangıç seviyesindekiler için oldukça uygun. İsviçre’nin Valais Kantonu’nun Almanca konuşulan kesiminin Visp bölgesinde 5 bin 800 nüfuslu bir belde olan Zermatt, İsviçre Alpleri’nin en ünlü dağcılık ve kayak merkezlerinden biri. Zermatt ve çevresi, 54 lift ve toplam 360 kilometre uzunluğundaki pistleriyle dünyanın sayılı kayak merkezleri arasında. Mavi (kolay), kırmızı (orta), siyah (sert) ve sarı (pist dışı) parkurları olan kayak merkezi, ayrıca ısıtmalı koltuklara sahip modern teleferikleriyle etkileyici bir altyapıya sahip. Ana yerleşim merkezi İsviçre’nin en yüksek zirvelerinden Matterhorn’ın eteklerinde, 1.620 metre yükseklikte. 19’uncu yüzyıl ortalarına kadar tarımla uğraşan bölge, ilk kez 1865’te Matterhorn zirvesine çıkılmasının ardından dağcılar tarafından rağbet görmüş ve sonra turistik kimliğini kazanmış.
Öyle ki trafiğe bile kapalı olan 6 bin nüfuslu bu küçük kasaba kayak sezonunda birkaç kat kalabalıklaşıyor. Asırlık ahşap yapıları, ahırları, çikolata renkli dağ evleri ve arnavutkaldırımlı sokaklarıyla bir masal köyünü andıran Zermatt büyüleyici bir atmosfere sahip. Kış aylarının neredeyse tamamını karlar altında geçiren köy, tertemiz doğası ve sessizliğiyle insana adeta bir kar küresinin içindeymiş hissi veriyor. Zermatt’taki kayak pistleri, başlangıç seviyesi hariç tüm seviye kayakçılar için uygun. Ayrıca Matterhorn Ski Paradise ile 360 kilometrelik pistlerde kayılabiliyor. Zermatt’ta 9 yaşın altındaki çocuklar için ski pass’lar ücretsiz ve 16 yaş altı için de yüzde 50 indirim imkânı var. Kayak okulu da 3-12 yaş arası çocukları kabul ediyor.
Pistlere romantik yolculuk
360 derecelik nefes kesici bir dağ manzarasına hayran olmanın bir başka yolu da deniz seviyesinden 3.883 metre yükseklikteki Avrupa’nın en yüksek dağ istasyonu olan Glacier Paradise’a gitmek. Buradaki seyir terasından İsviçre, Fransa ve İtalya’nın dağ zirveleri görülüyor. Matterhorn’a her 30 dakikada bir tren kalkıyor. Kayakçılar kayak takımlarıyla binerek en tepeye varıyor, kayarak aşağı iniyor ve tekrar trenle yukarı çıkıyor.
Trenin dikkat çekici özelliği de dünyada tamamen elektrikle çalışan ilk tren olması. Zirveye ulaşana kadar yolculuk boyunca uğradığı beş istasyon var. Findelbach, Riffelalp, Riffelberg, Rotenboden ve zirveye en yakın son istasyon Gornergrat. Bu istasyonun yüksekliği 3.090 metre ve İtalya sınırında bir nokta. Son istasyondan önce trenin durduğu istasyonlardan biri olan Rotenboden’de inerek igloları gezmek de oldukça keyifli. İglolarda sıcak şarap ve fondü lezzetini kaçırmayın. Eğer imkânınız varsa iglo süitte konaklamanızı da öneririm. Dağın tepesinde özel jakuzili igloda yıldızları seyrederek uyuyabilirsiniz. 1944’te kurulan Matterhorn Müzesi de ilk dağcıların kullandığı aletler, eşyalarla görülmeye değer. Ayrıca Zermatt’ta, 2007’den bu yana her sene nisanda Zermatt Müzik Festivali düzenleniyor ve ünlü müzisyenler ağırlanıyor. Dağlardaki yaşam alanı ve sosyallik şehirlerdekinden daha fazla denebilir.
Yıldızlı restoran cenneti
Küçük bir kasaba olmasına rağmen Zermatt’ta Michelin’liler, şaleler dahil olmak üzere seçim yapmakta zorlayacak büyük-küçük birçok restoran var. Bölgedeki meşhur restoranlardan Z’Art, Cervo Puro, Ristorante Capri, Alpine Gourmet Prato Borni, Findlerhof, The Omania ve Myoko favori adresler. İtalyan, İsviçre ve Japon mutfağının en şahane lezzetlerini deneyimlemek için mutlaka rezervasyon yapın.

Türkiye’nin ilk açık hava köy müzesi Altınköy
Başkenti beraber keşfedin
ANKARA
Serda Büyükkoyuncu, seyahat yazarı
Genellikle siyasetin ve diplomasinin merkezi olarak anılsa da başkent Ankara’da keşfedilecek çok yer var. Çocuklarınızla ilk durağınız Atamızın ebedi istirahatgâhı Anıtkabir olsun. Sonrasında Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bu toprakların geçmişine doğru çıkacağınız yolculuk sizi olduğu kadar çocuklarınızı da etkileyecek. Eski bir kervansaray olan Çengel Han’da kurulu ve zengin bir koleksiyon barındıran Rahmi Koç Müzesi’yse şehrin yenilerinden. Müze, farklılıkları kaldırarak farkındalık yaratan tarzıyla her yaştan ziyaretçisine bir şeyler katmayı hedefliyor. Türkiye’nin tek satranç müzesini de gezi listenize ekleyin. Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde 110 ülkeden 719 satranç takımı sergileniyor. Müze 2012’de 412 satranç takımına ulaştığında Guinness rekorunu kırmıştı… Parklarıyla ön plana çıkan şehirde özellikle Türkiye’nin ilk açık hava köy müzesi olan Altınköy’ü de görmenizi öneririm.

Hatay Arkeoloji Müzesi
Tarih dolu bir yolculuk
HATAY
Canan Demiray, seyahat yazarı
Ilık havası, zengin doğası ve tarihiyle Hatay ailece gezerken küçüğünden büyüğüne kimsenin sıkılmayacağı bir yer. Eski Antakya evlerini göreceğiniz dar, uzun sokaklarda Habib-i Neccar Camisi ve Sarımıye Camisi’nin yanı sıra Ortodoks ve Katolik kiliseleri ve havra karşınıza çıkacak. Bunlar Hatay’ın farklı inançların bir arada yaşadığı bir hoşgörü şehri olduğunun ispatı. Hatay Arkeoloji Müzesi, kayaların arasına oyulmuş Aziz Pierre Kilisesi mutlak duraklarınız olsun. 380 metre uzunluğundaki Titus Tüneli ve Beşikli Mağara’yı da keşif rotanıza katmalısınız. Gastronomi alanında da yüksek cazibeli şehirde zahter salatası, oruk, sini kebabı, tadını çocukların da seveceği lezzetler. Burada künefelerden künefe beğenebilirsiniz, ayrıca künefenin tepside nasıl çevrildiğini görmek küçüklerin ilgisini çekebilir. Dünyanın en büyük tek parça taban mozaiği de dahil 30 bine yakın arkeolojik eserin görülebileceği The Museum Hotel Antakya konaklayabileceğiniz bir adres.

Uzay Kampı
Astronomi meraklılarına
İZMİR
Burcu Gürtürk Kadak, Hürriyet Seyahat gezgini
İzmir, çocuklarla biraz Ege havası alıp çokça eğlenmek için tercih edebileceğiniz destinasyonlardan. Çünkü Ege’nin incisi, sömestir tatili için harika imkânlar sunuyor. Yüzden fazla canlı türüne ev sahipliği yapan Çiğli’deki Sasalı Doğal Yaşam Parkı, Karşıyaka’daki Evrensel Çocuk Müzesi ile çocukların bilimi, deneylerle eğlenerek ve bire bir görerek öğrenmelerini sağlayan Bilim Müzesi, dünyaca ünlü otomobil markalarının eski modellerini bir arada görme imkânı sunan Türkiye’nin en büyük klasik otomobil müzesi Key Museum ve uzay astronomi meraklısı çocukların favorisi Uzay Kampı bunlardan sadece birkaçı… Konaklama için İzmir’de yakın zamanda kapılarını açan ve İzmir Körfezi’ne hâkim bir manzaraya sahip olan İzmir Marriott’ı tercih edebilirsiniz. Tatlı sevenler, Pastel Patisserie ve Hale Patisserie’yi de mutlaka not etsin.

Hürmetçi Sazlığı
Sanki bir kovboy kasabası…
KAYSERİ
Gülay Barbaros Altan, Hürriyet Seyahat Yazıişleri Müdürü
Kayseri, hem mutfağı hem de tarihiyle çocukların ilgisini çekebilecek bir kent ve bu alandaki zenginliği pek de öne çıkmıyor… O nedenle kızımla sömestir planımıza 3 günlük bir Kayseri gezisi ekledim. İlk durağımız Çemen’s Gurme olacak. Kentin köklü pastırmacılarından Başyazıcılar ailesinden Hülya Hanım’ın kentin kadınlarını işin içine kattığı nefis bir kadın girişimi. Mantılar, yağlamalar, hele hele kâğıtta pastırmalar ailedeki herkesi mutlu edecek… Turumuz boyunca her gün bir kez uğramak garanti. Ayrıca manda kaymağı ve bal için de Hürmetçi Köyü’nde özel bir kahvaltı planı ekledim. Köyleri gezerken Bilge’ye mutlaka göstermek istediğim nokta Hürmetçi Sazlığı; yılkı atlarıyla ilgi çeken bu bölge Türkiye’nin en büyük kuş cennetlerinden. Yılkı atlarına binenler tıpkı kovboylara benzeyen görüntüleriyle çocukların çok ilgisini çekiyor… ‘Gesi Bağları’ türküsünü dinleyerek Gesi Bağları ve Güvercinlikleri gezisi de ikinci gün etkinliklerimiz arasında. Hititlere merakı olan Bilge’yi Kültepe’ye de götüreceğim. Buradan çıkan çivi yazıları merkezdeki Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor, merkezdeki gezimize de buradan başlarız. Ardından Döner Kümbet’ten Ulu Cami’ye adım adım tüm Selçuklu eserlerini görebiliriz. Son günse sönmüş bir volkan olması nedeniyle çocuklara anlatacak çok hikâyesi olan Erciyes’e çıkıp karla oynamak kızım için bonus olacak. Dağda konaklayacaklara en yeni ve şık seçenek Radisson Blu Hotel, Mount Erciyes’i, kentin içinde konaklayacaklara restore edilmiş taş konaklardan oluşan Setenönü 1892’yi öneririm.
KAYNAK: Hürriyet