enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
33,0826
EURO
36,0408
ALTIN
2.560,77
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
32°C
İstanbul
32°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Salı Açık
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
34°C
Perşembe Az Bulutlu
33°C

Muş: Kız çocuklarının okula gönderilmediği şehir

“Kızımı okuttuğum için kocamdan çok dayak yedim, yine de onu okula gönderdim. Ama 13 yaşında mecburen okuldan aldım. Maddi durumumuz yoktu …

Muş: Kız çocuklarının okula gönderilmediği şehir
Ekip Türkiye
27.11.2022
A+
A-

“Kızımı okuttuğum için kocamdan çok dayak yedim, yine de onu okula gönderdim. Ama 13 yaşında mecburen okuldan aldım. Maddi durumumuz yoktu.”

Melek, 17 yaşında evlendirilmiş ilkokul mezunu bir kadın. İkisi kız 4 çocuğu var. Evin büyük kızı Nazar’ın 13 yaşında okulu bırakmak zorunda kaldığını böyle anlatıyor. Melek, Muş’ta yaşıyor. Muş, Nazar gibi okulu bırakmış binlerce kız çocuğunun yaşadığı bir şehir.


Melek, kızını okuldan almak zorunda kalmışFotoğraf: Burcu Karakas/DW

Resmi verilere göre, Türkiye’de kız çocuklarının ortaöğretimde okullulaşma oranının en düşük olduğu il, Muş. Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kız çocuklarının okullulaşma oranı 2020-21 eğitim-öğretim yılında yüzde 78 iken, bu oran Muş’ta yüzde 59 idi. DW Türkçe’nin görüştüğü kadınlar Muş’u, “çok katı, dindar ve muhafazakâr bir şehir” olarak tanımlıyor. Kız çocuklarının eğitimden kopmasında üç temel neden var: Yoksulluk, çocuk yaşta evlilikler ve dini baskılar.

Muş Belediyesi’ne ait halk otobüsünün camındaki “Faizi Terk Edin!” yazısı gibi, dini referanslar gündelik hayatın bir parçası. Kadın hakları savunucularına göre, dini baskılar kız çocuklarının hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Kız çocuklarının dini eğitime yönlendirildiği de sıklıkla dillendiriliyor. Kadınların genellikle tek başlarına evden çıkamadığı, bakkala dahi evin en küçüğü de olsa erkek çocuklarla gitmelerine izin verildiği anlatılıyor. Muş, mahalle baskısının yoğun, gerek istihdam gerekse sosyalleşme olanaklarının kısıtlı olduğu bir kent.


Muş Eğitim-Sen Kadın Sekreteri Türkan KarahanFotoğraf: Burcu Karakas/DW

Muş Eğitim-Sen Kadın Sekreteri Türkan Karahan, kız çocuklarının eğitimlerine devam etmeleri konusunda ailelerin gönülsüz davrandığını, aynı durumun erkek çocuklar için geçerli olmadığını ifade ediyor. Karahan, imam hatip okullarının çoğunlukta olduğunu, çocuklarını okutabilen ailelerin özel okulları tercih ettiğini ekliyor.

“Muş’ta kız çocukları ya başları kapatılarak okutuluyor ya kız meslek lisesine yahut imam hatip okullarına gönderiliyor ya da hiç okutulmuyor.”

“Okumadığın zaman ya işe gönderiyorlar ya kocaya”

34 yaşındaki Saniye’nin en büyüğü 20, en küçüğü 6 yaşında beş çocuğu var. Saniye, ailesi tarafından 13 yaşında evlendirilip Balıkesir’e gönderilmiş. İlk çocuğunu 14 yaşında doğurmuş. Okula hiç gitmemiş.

“Yirmili yaşlarımda kendi imkanımla bir ay okuma-yazma kursuna gittim. Babam erkek kardeşlerimin okumasına destek verdi ama kız çocuklarını okutmadı.”


Saniye, babasının kendisini okutmadığını anlatıyorFotoğraf: Burcu Karakas/DW

Saniye yıllarca tarlada çalışmış, bir doğumunu tarlada yapmış. Eşi ve çocuklarıyla Balıkesir’den Muş’a döndüklerinde “çevreye uyum sağlamak için” çarşafa girdiğini, sonra başörtüsü takmaya başladığını söylüyor. O da Melek gibi kız çocuklarından birini okuldan almak zorunda kalmış.

“Ekonomik koşullar elvermedi. Şimdiki aklım olsa kızımı asla okuldan almazdım. Mesleği olsaydı kimse ona karışamazdı. Okumadığın zaman çocuk yaşta ya işe gönderiyorlar ya kocaya.”

Evin yükü 13 yaşından beri Nazar’ın omuzlarında

Eğitimden koparılan kızlar çoğunlukla ya tekstil atölyelerinde çalışıyor ya da mağaza ve marketlerde kasiyerlik yapıyor. Melek’in ortaokul terk kızı Nazar, okulu bıraktıktan sonra tekstil atölyesinde çalışmaya başlamış. Kızını işe Melek götürüp getirmiş. Melek, kocasının iş bulduğunda çalışabildiğini, kendisinin çalışmasına ise izin vermediğini söylüyor. Altı hanelik evin yükü, 13 yaşından beri Nazar’ın omuzlarında.

Saniye’nin 17 yaşındaki kızı Dila, şu an nişanlı. Dila da Melek’in kızı Nazar gibi okulu bıraktıktan sonra çalışmaya başlamış. Şimdi evde kardeşlerine bakıyor. Evlenince çalışmayacak. Dila’nın bir kız kardeşi daha var. Saniye en azından onun okuluna devam edebilmesi için borca girdiğini anlatıyor.

“Ben gün yüzü görmedim. Yük hep benim sırtımdaydı. Eğitim yoksa çalışma imkanı da yok. Okumayınca kendine güvenin olmuyor. Okutsalardı öğretmen, doktor olabilirdim. Şu an karnımı nasıl doyurabileceğimin peşindeyim.”

“Esnafa çocuk yaşta evliliğin suç olduğunu anlatıyoruz”

Kız çocuklarının eğitime devam edememelerindeki bir başka önemli faktör, çocuk yaşta, erken ve zorla evlilikler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2020 yılında resmi evlilikler içindeki 16-17 yaşındaki kız çocukların oranı yüzde 2,7 iken bu oran Muş’ta yüzde 11 oldu. Bu nedenle kentte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koordinasyonunda “Erken Yaşta ve Zorla Evliliklerle Mücadele İl Eylem Planı” yürütülüyor.

Muş Barosu’ndan Betül Demireller Güzel, eylem planı kapsamında görev yapan avukatlardan biri. Kasım ayında bir hafta boyunca başta kuaför, berber ve gelinlik satan mağazalar olmak üzere esnaf ziyaretleri yaptıklarını, çocuk yaşta evliliklere karşı broşür dağıtıp afiş astıklarını anlatıyor. Gelinlik mağazalarında çalışanlar, en çok 16-17 yaşındaki kız çocuklarının geldiğini aktarmış.


Muş Barosu’ndan Avukat Betül Demireller GüzelFotoğraf: Burcu Karakas/DW

Demireller Güzel, yaptıkları çalışmaları “Ekibimizde emniyet mensubu, sosyal çalışmacı, jandarma ve avukat oluyor. 18 yaş altı evliliklerin cinsel istismar suçu oluşturduğunu, suçu ihbar etmemenin de suç olduğunu anlatıyoruz. En çok bildirilmemesinin suç olduğuna şaşırıyorlar” sözleriyle anlatıyor.

Muş’ta nüfusun yaklaşık yüzde 65’i köylerde yaşıyor. Muş Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Ruken Güven’e göre, bu nedenle eğitime devam etmeyen kız çocuklarının takibini yapmak kolay olmuyor.

Kadına karşı şiddet yaygın

Kadın hakları savunucularının aktardığına göre Muş, psikolojik şiddet kadar kadına yönelik fiziksel şiddetin de yaygın olduğu bir şehir. Melek, kocasından yıllardır şiddet gören kadınlardan biri. Birden fazla kez darp raporuyla karakola giderek şikayetçi olduğunu, kocası hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığını, boşanmak istediğini ama ailesinin izin vermediğini anlatıyor.

“Öyle normal dayak değil, öldürse daha iyi yani. Bir gün ayaktan bayıldım, ambulans geldi de hastaneye götürdü.”


Muşlu kadınlar, dini baskıların yoğun olduğunu anlatıyorFotoğraf: Burcu Karakas/DW

Muş’ta bakanlığa bağlı tek bir sığınmaevi var ama hem koşulların hem de muamelenin oldukça kötü olduğu iddia ediliyor. Sığınmaevine dair bir diğer sorun ise adresinin herkes tarafından bilinmesi. Öyle ki kimi zaman kocaların eşlerini arabayla sığınmaevinin kapısına giderek eve götürdükleri konuşuluyor.

KAMER gönüllüleri “farkındalık” çalışmaları yapıyor

Muş’ta sivil toplum etkinliği de yok denecek kadar az. Kadın hakları savunuculuğu yapan Muş Kadın Derneği ve Muş Kadın Çatısı, darbe girişiminden sonra kapatıldı. İnsan Hakları Derneği ise bir süredir faaliyet göstermiyor. Mevcut durum, kadınların örgütlenmesi önünde zorluklar oluşturuyor.

Muş KAMER, kentte halen faaliyet gösteren tek kadın derneği. Dernek gönülleri Şinda Kara ve Kader Ölgen, hane ziyaretleri sırasında kadınların en çok “aşağılanmaktan” şikâyet ettiğini anlatıyor. 18 yaş üstü ve isteyerek evlenen kadınların sayısının oldukça az olduğunu dile getiriyorlar. KAMER gönüllüleri Muş genelinde kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet eşitliğini ve haklarını anlatmak adına farkındalık grup çalışmaları yapıyor.

Kara ve Ölgen, “Grup çalışmalarına katılan kadınların çoğundan kocalarının, ‘Sana bu akılları kim verdi’ dediğini dinliyoruz” diyorlar.

KAYNAK: Deutsche Welle

ETİKETLER: , , , ,