Ekonomik krizin giderek derinleşmesiyle her yeni güne yeni zamlarla uyanan Türkiye’de halk yoksullukla boğuşuyor. Bakkalların veresiye …
Ekonomik krizin giderek derinleşmesiyle her yeni güne yeni zamlarla uyanan Türkiye’de halk yoksullukla boğuşuyor. Bakkalların veresiye defterlerinde boş sayfa kalmazken yurttaşlar sıvı yağı pet bardaklarla, ekmeği bölerek alıyor. Yurttaş, doğalgaz zamlarının ardından ısınmak için çareyi sobaya dönmekte ararken, geçen yıl tonu 650 lira olan odunun fiyatı 1200 liraya kadar çıktı.
Cumhuriyet, Şişli ve Maltepe’nin arka mahallelerinde yaşam mücadelesi veren aileleri ve esnafı ziyaret ederek sokağın nabzını tuttu. Okmeydanı’nda yaşayan Emine Tekbaş (73), şoför olan ama iş bulamayan bir çocuğuyla birlikte doğalgazın olmadığı ve sobanın da kurulamadığı bir evde yaşıyor. Elektrik faturası çok gelmesin diye de yataktan çıkmadığını belirten Emine Teyze, “Elektrikli sobayı çok nadir açıyorum. Sabahları bir şey bulursam kahvaltı yapana kadar açıyorum, ardından kapatıyorum. Buna rağmen geçen ay 260 TL elektrik fatura geldi. Hastayım. Yatağımı toplamıyorum. Üşüyorum içine giriyorum. Yorganın altında televizyonun ışığında duruyorum. Bu kışı yatağın içerisinde geçireceğim” dedi. Zamlardan dolayı marketten eli boş döndüğünü vurgulayan Emine Teyze, “Karanlıkta pazara gidiyorum. Pazarcılar sağ olsun bir şeyler verdi, topladım getirip çorba yaptım. Her gün bir kızıma gidip karnımı doyuruyorum. Bir ekmek için metrelerce kuyrukta bir saat bekliyorum. Bu geçim geçim değil. Sıvı yağım bitti. Dün markete gittim zamlardan dolayı yağı alamadan geri döndüm. Çünkü 18 TL’ye aldığım yağ 37.50 TL olmuş. Asıl Türkiye budur” diye konuştu.
“NEDEN ONLAR PORSİYON KÜÇÜLTMÜYOR?”
Emine Tekbaş
“İNSANLAR ŞIRINGAYLA YAŞIYOR”
Özcan Poyraz
Aynı semtte eşi ve bir çocuğuyla birlikte kalan Özcan Poyraz (57) ise faturaların önüne geçmek için çözümü odun sobasını kurmakta bulmuş. Emekli olan ve geçinemediği için ek işlerde çalışan Poyraz, bulduğu çözüm yolunda da zorlandığını kaydediyor. Odun alamadığını vurgulayan Poyraz, “Doğalgazı sadece mutfakta yemek için yakıyoruz ona rağmen 100 TL’den fazla fatura geliyor. Kısıtlama yapıyoruz ama yine bir yerden bizden alıyorlar. Sağdan soldan, çöpten topladığımız tahta parçaları ile sobayı yakıyoruz” açıklamasında bulundu. Yetkililerin “Domatesi iki kilo yerine iki tane alın” açıklamalarını eleştiren Poyraz, “1 kilo domates alma şansımız kalmadı ki. Zaten ikişer domates alıyoruz. Unun çuvalını 80 TL’ye alıyordum şimdi 255 TL. Desteklerim olmasa evli olan 2 çocuğum da geçinemez. Bir çocukları var okutamıyorlar. Köyden getirdiğimiz gıda ile geçinmeye çalışıyoruz. İnsanlar şırıngayla yaşıyor” diye konuştu.
GÜNDÜZ BAŞKA EVDE
Mustafa Koruk
Eşi ve biri iki yaşında olan iki çocuğuyla birlikte Kuştepe’de kirada yaşayan işsiz Mustafa Koruk (34), gündüzleri doğalgazı açmamak için soba yakan anne ve babasının evine gidiyor. Böyle giderse tamamen ailesinin yanına geçeceklerini belirten Koruk, “Yemeği de orada yiyoruz. Annemlere 25 çuval kömür desteği oldu, onlar bitince ne olur bilemiyoruz. Akşamları eve yatmaya gittiğimizde de sadece bir saatliğine, soğukluk kırılsın diye bebeğin odasındaki peteği açıyoruz. Geçen sene gibi yakarsam fatura üç katı gelir” dedi. Birilerin zenginliğine zenginlik kattığını ama halkın diğer kısmının ise daha çok fakirleştiğini vurgulayan Koruk, “Biz porsiyonları küçüldükçe onlar kendi porsiyonlarını büyütüyor. Biz porsiyonları küçültüyoruz ama onların porsiyonlarında sıkıntı var. Eşimle soğan ekmek yiyoruz ama çocukların mamasını, bezini ne yapacağız. Ayakkabı boyası alıp Mecidiyeköy’de ayakkabı bile boyayamıyoruz. Trafikte çiçek satamıyoruz. O kadar kötüyüz” ifadelerini kullandı.
“TANE İLE YİNE GEÇİNEMİYORUZ”
“KİMSE 20 TL’YE BİR ŞEY ALAMIYOR”
Yusuf Eşsiz
Kuştepe’de bakkalı olan Yusuf Eşsiz, yoksulluktan dolayı yurttaşların yağı pet bardaklarla, ekmeği de bölerek aldığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Beyaz peyniri 1 TL’lik alıyorlar. Şeker, çay… çoğu şeyi artık açıktan satıyoruz. Kimse gelip de 20 TL’ye bir şey alamıyor. Yarım ekmek isteyen var. Hatta kimi rica ediyor ‘1 TL’lik ver’ diyor. İki veresiye defter de dolu. Mahallenin belki yarısının borcu var. Kimin kapısına gitsem, ‘yok’ diyorlar. Gerçekten de öyle iş yok, para yok. Bazen borç için birbirimizin kalbini kırıyoruz. Yurttaşta ödeme gücü yok ama ben de aynı durumdayım. Ben de fırından ekmekleri borçla alıyorum. Şu an böyle gidiyor ama bunun sonu ne olacak?”
Aynı semtte bakkalı olan Erdem adlı esnaf da “İnsanlar 2-3 TL’lik açık yağ, salça alıyor. Açık bakliyat, açık un alıyorlar. İnsanların alım gücü tamamen düştü, kalmadı. Veresiyeler çoğaldı” açıklamasında bulunuyor.
1985’TEN BERİ BU İLK
1985’ten beri odun-kömür satan Erdoğan Arslan da ilk kez böyle bir süreç yaşadığını belirterek “Geçen sene tonu 650 TL olan odun şimdi 1200 TL, 35 TL’ye sattığımız odunun ve 25 kiloluk kömürün torbası şu an 120 TL. Geçen sene 30 TL’ye satın alıyorduk bu sene 95 TL’ye çıktı. Şu ana kadar 50 ton mal satmam gerekirken sadece 5 ton sattım. İnsanlar gelip soruyor ama alamıyorlar. Şu ana kadar daha uygun olan tahtalar alıyorlardı ama bundan sonra ne yapacaklar bilmiyoruz. İlk defa böyle bir şey oluyor” dedi.
TENCEREDE KAYBOLAN ET
Halide Ağaçyaran, eski günlerde de sıkıntıların yaşandığını, ancak şimdiki krizde buzdolabını bile dolduramadığını dile getirdi.
İki çocuğuyla birlikte yine aynı semtte kalan Halide Ağaçyaran (72) ise sobalı evde kalıyor. “Belediye sağ olsun 25 çuval kömür verdi ama yetmiyor. Sokaklarda tahta bulmaya çalışıyoruz, dolaplarımız varsa onları kırarız” diyen Ağaçyaran, “Daha önce gene iyiydik şimdi ise dolabım bomboş. Bir şey alamıyoruz. Çok nadiren 10 TL’lik et alıyorum. O da tencere içinde kayboluyor. Enflasyonu biz yaşıyoruz. Çocuklarım illa ki hırsızlık mı yapsınlar. Çocuklarıma iş bulunsun” talebinde bulundu. İki çocuğu olan Aslı Ermiş de (29), “Her şey ateş pahasına. Geçinemiyoruz. Gelip baksınlar yoksulluk var mı yok mu diye. Biri destek olmalı. Bu kışı zor atlatırız” dedi.
KAYNAK: Cumhuriyet