AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın “Bu iktidardan pek çok beklentiniz …
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Prof. Dr. Hayrettin Karaman‘ın “Bu iktidardan pek çok beklentiniz gerçekleşti, camiayı hayretle izliyorum, bak demedi demeyin, sonra Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz, iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikâyetle doğruları söylemek caizdir diyemem” sözlerinin ardından başlayan tartışmaya Yeni Şafak yazarı Selçuk Türkyılmaz da katıldı. Türkyılmaz, sözlerinden dolayı Karaman’ı eleştiren Karar gazetesi yazarları Taha Akyol ve Ahmet Taşgetiren’e “İhtilal yaparak mevcudu devirmek istedikleri çok açık ama karşıdakini ahlakî açıdan yargılıyorlar” dedi.
Sömürge ve sömürgecilik kavramlarıyla koloni ve kolonileştirme kavramları arasındaki farklılıkların örtüşen anlamlara göre çok daha fazla olduğun, iki kavramın hiçbir şekilde birbirini karşılamadığını yazan Türkyılmaz, Fakat Türkçe’de II. Dünyası Savaşı’ndan sonra kolonyalizmi karşılamak üzere sömürgecilik kavramı kullanılmıştır. Bu durum da belirsizliğine yol açmıştır. Hâlbuki daha önceleri müstemleke ve istismar kavramları birbirinden farklı anlamları karşılamak üzere bir arada kullanılıyordu. Anlam belirsizliğine yol vermenin gereği yoktu.
Müstemleke kavramının kullanımdan düşmesiyle birlikte düşünce dünyamızda bir anlam daralması yaşanmıştır” dedi.
20 yüzyılda Avrupamerkezci sınıf temelli ideolojilerle kolonyalizmi ya da müstemleke meselesini anlamanın neredeyse imkânsız olduğunu yazan Türkyılmaz, “Dolayısıyla tartışmalar siyasî alandan dinî alana kaydı ve orada da çok rahatsız edici bir belirsizlik ve daralma hâkimiyet kurdu. Örneğin Şeyh Cemalettin ve Mehmet Akif gibi düşünce tarihinin en önemli kişileri, görüşleri itibarıyla adeta dinî alana hapsedildi. Hâlbuki müstemlekecilik ve emperyalizmin şah dönemi 19. yüzyıldı ve bu kişilerin fikirlerini emperyalizm karşıtlığı bağlamında ele almak gerekirdi” diye yazdı.
İki asırdan fazla bir zamandır devamlılığın yaşandığını yazan Türkyılmaz, şöyle devam etti: “Bu devamlılığın somut temsilcileri geçen asırdan itibaren çok daha görünür hâle gelmişlerdi. FETÖ benzeri bağımlı yapılar, bu temsilcilerdendir.
Son dönemde adları, bağımlı yapılarla birlikte anılan çevreler içerideki gerilimi tekrar dinî ve ahlakî alana sürüklüyor. Uluslararası düzeyde yaşanan büyük değişimlerin ve çatışmaların içeriye taşınırken dinî ve ahlâkî bağlamın öne çıkması oldukça önemlidir. Bağımlı yapıların yaklaşık on yıllık dönemi dinî ve ahlâkî kavramlara göre tanımlamaları, siyasal zeminde devam eden büyük kavgaları dinî ve ahlâkî zemine çekmeleri oldukça önemlidir. Dimyat, pirinç, ev ve bulgur kelimeleri ile oluşturulan bağlama da bu gözle bakabiliriz.
FETÖ ve benzeri yapılar siyasî alanın tam merkezindeydi. Bağımlı yapılar dinî kavramları bol miktarda kullanmış olsalar da siyasî alanda at koşturmuşlardır. Açıkça ifade etmek gerekirse sömürgecilik kavramı da benzer bir duruşa işaret etmektedir. İstismar kavramının evrensel bir olgu olarak görülmesi gerekir. Müstemlekecilik ise emperyalist Avrupa devletlerinin diğer milletler üzerindeki hâkimiyeti ile şekillenen istisnaî bir süreçtir. Muhafazakâr muhalefetin yayın organlarında emperyalizm karşıtlığını değerden düşürmek için çok büyük çaba sarf edilmesi de bu sürecin bir parçasıdır. Bu da bir devamlılık göstergesidir.
Türkiye çok sahici bir mücadelenin içindedir ve bu mücadeleye göre bir düşünce kavram zenginliğine ulaşmak gerekir.”
“İhtilal yaparak mevcudu devirmek istedikleri çok açık”
Türkyılmaz daha sonra konuyla ilgili sosyal medya hesabından da açıklama yaptı. Türkyılmaz şunları yazdı:
“Hayrettin Hoca’nın Taşgetiren’e cevap verdiği yazısını kendi yazımı gazeteye gönderdikten sonra okudum. Hayrettin Hoca, konuyu fıkhî bir mesele olarak görüyor ve açıklamalarını da buna göre yapıyor. Bugünkü hukukçular da siyasal olan bir durumu muamelat düzeyinde ele alıyor.
Akyol ve Taşgetiren de siyasal olanı hukuka indirgiyor. İhtilal yaparak mevcudu devirmek istedikleri çok açık ama karşıdakini ahlakî açıdan yargılıyorlar. Yani devrimci fikirleri yok. Sonra da İslam ve modern hukuka göre tasnif yapıyorlar. Nereye varacakları meçhul.”
Taha Akyol: Ak Parti iktidarının destekçisi olduktan sonra başka bir Hayrettin Karaman oluştu
Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, Karaman’ın sözlerinin ardından köşesinde şöyle yazmıştı: “Hayrettin Karaman’ın en önemli yenilikçi tespitlerinden biri, ‘fıkıhta müstebit hükümdarlar yüzünden kamu hukukunun gelişmediği’dir. (Anahatlarıyla İslam Hukuku, I, s. 165)
Bu yüzden de iktidarların denetlenmesi ve hukukla sınırlanması fikri gelişmemiş, menkıbeler düzeyinde kalmıştı.
Karaman o zaman siyasete, Milli Görüş’e mesafeliydi. Fakat Ak Parti iktidarının destekçisi olduktan sonra adeta başka bir Hayrettin Karaman oluştu: Kamu hukukunu savunmayı aklına getirmeyen, hatta iktidarın eleştirilerle denetlenmesini bile doğru bulmayan, ‘politik fayda’ odaklı bir Karaman…”
Taşgetiren: Savunma konumu, dini iktidarın yedeğine koyuyormuş algısına yol açıyor
Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, ise “Problem şurada ki, açıkladığı fikirler ‘Dinin görüşü’ olarak algılanıyor, iktidarı savunma konumu da, dini iktidarın yedeğine koyuyormuş algısına yol açıyor. Bu da, iktidarla beraber dinin yıpranmasına yol açıyor. ‘Dinin izzeti’ konusunda son derece duyarlı olduğunu bildiğim Hocanın bunu isteyeceğini sanmam. Siyasi iktidarın açık yanlışlarına da meşruiyet kılıfı giydiren bir din algısının genç beyinlerde nasıl bir tahribata yol açacağını Hayreddin Hocanın görmeyeceğini düşünemiyorum. Neden bunun farkında değilmiş göründüğünü de anlayabiliyor değilim” demişti.
Kaynak: T24