Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın kendisiyle Türkiye-Ermenistan ilişkilerini görüşmek istediğinin bilgisini verdi.
Erdoğan, Ermeni Başbakanın teklifinin kendisine Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili aracılığı ile iletildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Eylül’de gerçekleştirdiği bir basın toplantısında komşu ülkeler ile ilişkileri düzeltmek için yapılacak bir toplantıyı memnuniyetle karşılayacağını belirtmişti.
Paşinyan’ın talebi hakkında konuşan Cumhurbaşkanı şunları söyledi: “Eğer Paşinyan bu konuda gerçekten samimiyse biz de samimiyetimizi gösterir ve diplomasiye başlarız. Olumlu yaklaşımların etkili olacağını umuyorum, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki problemin de açılacak yeni koridorlar ile çözüleceğini düşünüyorum.”
Cumhurbaşkanı’nın “açılacak yeni koridorlar” ifadesi ile neyi kastettiğini açıklamazken ifade ettiği planın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti üzerinden Azerbaycan ve Türkiye’yi birbirine bağlayacak olan Zangezur Dağları koridorunu kastettiği tahmin ediliyor.

Ermenistan Başbakanlığı Basın Sözcüsü Mane Gevorgyan, Armenpress’e verdiği demeçte Ermeni ve Türk yetkililer arasında henüz resmi bir iletişim olmamasının yanında Ermeni yönetiminin böyle bir diplomasiye hazır olduğunu söyledi. Sözcü, Paşinyan’ın Erdoğan ile görüşme talebinde bulunduğunu reddetmedi.
Gevorgyan, Erdoğan tarafından belirtilen koridorlara atıfta bulunarak böyle bir hareketin bölgede barış ve istikrarı sağlama girişimleri ile çelişeceğini belirtti. Sözcü, buna rağmen bölgesel iletişimi açacak ve düşmanlıkları adım adım çözecek gerçekçi yolların bulunabileceğinin altını çizdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, daha önceden defalarca Zangezur koridorunun oluşturulması içi çağrıda bulunmuş ve Zangezur (Ermenice Syunik) bölgesini Azerilerin anayurdu olarak tanımlamıştı. 44 gün süren çatışmaları bitiren 9 Kasım üçlü ateşkesi ile bölgesel ulaşım ve iletişim kanalları yeniden açılmıştı. Bu yollara Azerbaycan ile Nahcivan arasında bulunan ve Rus Sınır Muhafızları tarafından gözetlenen rotalar da dahildi. Ermeni liderler, Azerbaycan tarafından kontrol edilen ve Ermeni topraklarından geçen bir koridoru sürekli olarak reddetmişti.

Rusya Başbakan Yardımcısı Alexei Overchuk gazetecilere verdiği demeçte, çalışma grubunun Erivan’a yaptığı son ziyarette “koridorlar konusunu tartışmayan” ulaştırma ve iletişim bağlantılarının açılmasını başlattığını söyledi. Yapılan açıklamada çalışma grubunun, bunun yerine ekonomik ve ulaşım konularını “ticaretin genişletilmesi için yeni fırsatlar yaratmak” için tartışdığı ifade edildi.
Paşinyan, Aliyev ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 11 Ocak’ta imzalanan üçlü anlaşmada Ermenistan’a Nahçıvan ve Rusya üzerinden Azerbaycan üzerinden İran’a demiryolu erişimi sözü verilmişti. Bildiriyi uygulamak üzere kurulan çalışma grubu, Azerbaycan’ın Ermenistan’ın uluslararası alanda tanınan sınırlarına yaptığı akınların ardından Haziran ayında faaliyetlerini askıya almıştı. Overchuk’un belirttiğine göre, grup faaliyetlerine Ağustos ayında yeniden başladı.

Ermenistan Ekonomi Bakanı Vahan Kerobyan, bölgesel ulaşım ve ekonomik bağlantıların önündeki engellerin kaldırılarak iki yıl içinde Ermenistan’ın Gayrisafi Yurt İçi Hasılasının (GSYİH) yüzde 30 oranında artırılmasını beklediklerini ifade etti.
Paşinyan ile Erdoğan arasındaki son mekik diplomasisi, Ermeni-Türk ilişkilerinde belirgin bir çözülmenin yaşandığı son olay olarak kayıtlara geçti. 27 Ağustos’ta Paşinyan, “Türkiye’den gelen olumlu kamuoyu sinyallerini” memnuniyetle karşılayarak Ermenistan’ın “olumlu sinyallere olumlu bir sinyalle yanıt verebileceğini” kaydetmişti. Cumhurbaşkanı. Erdoğan, gazetecilere verdiği demeçte, Türkiye’ nin Ermenistan ile ilişkileri toprak bütünlüğü ve egemenlik temelinde kademeli olarak normalleştirmeye hazır olabileceğini söylemişti.
Paşinyan, 8 Eylül’de Gürcistan Başbakanı ile görüşmek üzere Tiflis’e gitmeden önce, Ermeni ve Türk demiryolları ile karayollarını yeniden açmaya ve diplomatik ilişkileri başlatmaya hazır olduğunu yineledi. Kabine toplantısında konuşan Ermeni Başbakan, “İstenilen hedefler olan barış, istikrar ve iş birliği hakkında beyanlarda bulunmak kolaydır ancak bunların gerçekleştirilmesi makul, düşünceli, pragmatik çabalar gerektirir ve Ermenistan Cumhuriyeti bu tür çabalar sarf etmeye hazırdır.” dedi.
Ermenistan ve Türkiye, birinci Karadağ Savaşı’nda Türkiye’nin Azerbaycan’ı desteklemek için Ermenistan sınırlarını kapatmasıdan beri 1993 yılından bu yana diplomatik ilişkilere sahip değil. İki ülke 2009 yılında, Türkiye’nin Karadağ ihtilafına çözüm bulunmasında ısrar eden yeni bir ön şart seti getirmesi sonrasında hiçbir zaman onaylanmayan Zürih Protokolleri ile yakınlaşmıştı.
Uzmanlar, Türkiye’nin yalnızca Ermenistan’ın Karadağ’ı Azerbaycan’a terk etmesi ve 1915 olayları hakkında uluslararası alanda sürdürdüğü soykırım kampanyalarına son vermesi durumunda ilişkileri gerçekten normalleştireceğini söylüyor. Erdoğan’ın son açıklaması Zangezur koridorunun kurulmasını da bu listeye ekleyecek gibi görünüyor.

CivilNet köşe yazarı Benyamin Poghosyan, Ermenistan’ın Türkiye ile temastan kaçınmasının, Ermenistan’ın hayati çıkarlarına aykırı tavizler gerektirecek diyalogları sürdürmekten daha elverişli olduğunu yazdı. Türkiye’nin önkoşulları, Ermeni medyası ve kamuoyunda görüşlemeyecek tavizler olarak yankı buldu.
Poghosyan 20 Eylül’de yazdığı yazıda, “Mevcut Ermeni makamları Azerbaycan ve Türkiye ile uzun süreli barış kavramlarıyla aşılanmıştır” demişti. Köşe yazarı Ermeni hükümetini eleştirmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı: “İki düşmandan karşılık gelen sinyaller almadan, onların stratejilerini değiştirmeye çalışmadan, aksine ek tavizler vermeye hazır olduklarına dair mesajlar gönderiyorlar ve ne pahasına olursa olsun bu barışı sağlamaya çalışıyorlar.”
Ermenistan Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı İstiğhan Ağatelyan, Türkiye ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde Ermeni hükümetinin “saflıklarını” eleştirerek tartışmaları dahada ileri taşımıştı. Ermenistan’daki ARF Yüksek Konseyi’ne de başkanlık eden Ağatelyan 20 Eylül’de kaleme aldığı yazıda, “Ermenistan hükümeti ve lideri, bölgesel barışın tek taraflı olarak tesisine ilişkin kendini umutsuz fikirlere kaptırıyor, günümüz Türkiye’sinin tartışmasız pan-Türk emelleri tarafından yönlendirildiğini ve Cumhurbaşkanının Osmanlı padişahlarının eski davranışlarına takıntılı olduğunu açıkça anlamıyor.” demişti.