İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina’ya yapacağı ziyaret öncesinde Yunan gazetesi Kathimerini’ye bir röportaj verdi. Röportajın Türkçe tam metnine haberimizden ulaşabilirsiniz.
Röportajın linki:
https://www.ekathimerini.com/opinion/interviews/1168204/a-mayor-with-a-big-dream-for-turkey/
Atina’ya yapacağı ilk ziyareti öncesinde İstanbul’un Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yakın ilişkilere ihtiyaç duyulduğunu ve şehirlerin bu amaçta oynayabileceği rolü vurguladı.
2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi yarışında iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) mağlup eden ilk siyasetçi olan Ekrem İmamoğlu, muhtemelen Türkiye’nin en çok tartışılan muhalefet figürü. İyi Parti (İP) Genel Başkanı Meral Akşener’in geçtiğimiz günlerde kendisini Fatih Sultan Mehmet’e benzetmesi tartışmalara yol açmıştı. İmamoğlu, gelecek yıllarda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağına açık bir cevap vermiyor ancak seçimlere bu kadar uzun bir süre varken gazetecilerin ve Cumhurbaşkanı’na yakın medyanın bir aday hakkında günlük tartışmalar yapıyor olmasının ülkede bir yönetim sorunu olduğunun kabulü olduğunu belirtiyor.
Kathimerini’ye konuşan İmamoğlu, eski Yunan ve Türk Dışişleri Bakanları Yorgo Papandreu ve İsmail Cem’in 2000’li yılların başında Yunanistan ile Türkiye arasında sağlıklı ve barışçıl bir ilişkinin ulaşılabilir olduğunun altını çizmek için yaptıklarını örnek olarak göstererek, bu süreci karşılıklı diplomatik girişimler ve hayatın tüm alanlarını kapsayan güçlü ilişkilerle sürdürmenin kendilerinin “görevleri” olduğunu söylüyor.
Türkiye’nin en büyük kentinin 51 yaşındaki belediye başkanı, Türk hükümetiyle yaşadığı sorunları, belediyenin ucuz ekmek kampanyasını ve cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili söylentileri ele aldı. İmamoğlu’nun Yunanistan’ın başkenti Atina’ya yapacağı ziyaret onun aynı zamanda buraya ilk ziyareti olacak.
Atina ziyaretinizin amacı nedir?
Atina, görmek istediğim şehirler arasındaydı ve onu ilk kez ziyaret edeceğim. Umarım bu ilk gezi güzel fırsatlar yaratır ve şimdiye kadar ziyaret etmemiş olmamın doğuracağı açıkları kapatır. Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyannis ve ben, kendisinin İstanbul ziyareti sırasında birlikteydik, bu sefer de Atina’da birlikte olacağız. Şehirler arasındaki diplomasi, ülkeler arasındaki diplomasiye önemli katkılar sağlar. Biz de şu an bu ziyareti İstanbul ve Atina arasında güçlü bir iletişim olarak değerlendirebiliriz. Modern demokrasi, şehirlere uluslararası barışın sağlanması için büyük bir güç ve sorumluluk vermektedir. Atina Belediye Başkanı da ben de bunun farkındalığı ile hareket etmekteyiz.

Ülkenizin Yunanistan ile gelecekteki ilişkisini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye ve Yunanistan, birçok alanda ortak bir kültürü, geçmişi ve tarihi paylaşıyor. Bu ortak değerler, sorunlara rağmen birlikte yaşamayı öne çıkarmalıdır. Bu bilinçle, Kemal Atatürk ve Eleftherios Venizelos tarafından başlatılan dostluğu ve barışı sürdürme gayesi en zorlu zamanlarda bile her zaman takip edilmelidir. Dışişleri Bakanımız merhum İsmail Cem ile Yorgo Papandreu arasında yakın geçmişte kurulan unutulmaz diyalog, sağlıklı ve barışçıl bir ilişkinin başarılabilir olduğunu ortaya koymuştur. Bu süreci karşılıklı diplomasi ve hayatın her alanını kapsayan güçlü ilişkilerle sürdürmek hepimizin görevidir.
İki ülkenin en büyük şehirlerinin başkanları olarak insanları daha da yakınlaştırmak için neler yapılabileceğini düşünüyorsunuz?
Bölgesel olarak kaçak göç ve küresel ısınma gibi ortak problemler ile yüzleşiyoruz. İki komşu ülke bu sorunlar ile yüzleşirken her zaman açık diyalog kanalları oluşturmalıdır. Problemlerimize rasyonel olarak yaklaşarak ve beraber çalışarak geleceğimizi daha parlak hale getirebiliriz.
İki ülkenin kültürel olarak zaten birbirine yakın olduğunun tekrar altını çizmek istiyorum. Bakınız, bu ayın başında vefat eden ve büyük bir saygıyla andığımız dünyanın efsanevi Yunan bestecisi ve müzisyeni Mikis Theodorakis, Türkiye’ye ilk kez İstanbul’da ayak bastı. Ülkemizin değerli sanatçısı Zülfü Livaneli ile kurduğu ilişki, şehrimizde tarihi bir anı bıraktı. Arkadaşlıkları 40 yıl sürdü. Bu örneği canlı tutup İstanbul ve Atina belediye başkanları olarak uzun yıllar sürecek değerli ortaklıklar geliştireceğimize inanıyorum.
Yunanistan’ın Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne yaklaştırma yolunda rol oynayabileceğini düşünüyor musunuz?
Avrupa Birliği hedefinin Türkiye için hayati önem taşıdığına inanan bir belediye başkanıyım. Bu bakış açısıyla, ülkemin ilerlemesine en büyük katkıyı sağlamak istiyorum. Yunanistan ise bu fırsatı yıllar önce değerlendirdi ve önemli bir gelişme yaşadı. Avrupa Birliği; refah, barış ve demokrasi değerlerini yaymayı temsil ediyor. Türkiye’nin bu birliğe önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Katılım hedefinin gerçekleştirilmesi başta komşumuz Yunanistan olmak üzere tüm üye ülkelere de yardımcı olacak. Bu nedenle Yunanistan’ın sorunlarından ziyade Türkiye’nin umutlarına öncelik vermesi faydalı olacaktır. Bu fayda, bölgemizi daha güçlü ve huzurlu kılacaktır. Bundan daha önemli ne olabilir ki?
Sık sık göç sorununu dile getiriyorsunuz. İstanbul’da durum nedir ve bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
İstanbul, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan metropoldür. Çeşitli profillerden kayıtlı ve kayıtsız göçmenlere ev sahipliği yapan antik bir şehri yönetiyoruz. Verilerimize göre 1,6 milyon gibi bir sayıyla karşı karşıyayız, belki de kayıtlı olmayanlar ile birlikte 2 milyondan daha fazla. Bu denli büyük bir göç hacmine tek başına bir şehrin ve bir belediyenin kaynakları ile hizmet sunmak mümkün değildir. Şehirde yaşayan herkes bu yükün bedelini ödemektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, zorluklara rağmen, kalkınma ve barış içinde bir arada yaşama koşulları sağlamayı temel politikamızın bir parçası haline getirdik. Görevi devraldıktan sonra bir göç birimi kurduk, veri toplamaya odaklandık çünkü bu alanda bunun önemini biliyoruz ve “İstanbul Göç Araştırması” raporunu oluşturduk.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) desteği ile bu alanda güçlü iş birlikleri kurduk. Pandemi sürecinde göçmenlere önemli sağlık ve hijyen servisleri sunduk. Hala çok fazla şey yapmaya devam ediyoruz ama inanıyorum ki, mümkün olan en yakın zamanda, bu göçmenlerin ülkelerinde barış tesis edilecek ve ülkelerine güven içinde dönebilecekler.
Hükümeti İstanbul Büyükşehir Belediyesinin önüne engeller koymakla suçluyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde yaptığınız bir konuşmada Cumhurbaşkanı ve bakanlıklara seslenerek “İstanbulluyu mağdur ederseni İstanbullu sizi tanımaz” demiştiniz. Ne tür sorunlarla karşı karşıyasınız? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile temaslarınız ve ilişkileriniz nasıl?
Türkiye’deki en büyük şehri yönetiyorum. Bu nednele tüm devlet kurumlarıyla en yakın ilişkiyi sürdürmeli ve ortak bir masa çerçevesinde sorunlara çözüm bulmalıyız. Her fırsatta bu koşulları oluşturmaya çalışıyorum. Yeterli karşılığın alınıp alınmadığını halkımızın takdirine bırakıyorum. Seçildiğimiz günden bu yana yetkilerin azaltılması, kaynakların kesilmesi, varlıkların diğer kamu kurumlarına devredilmesi gibi aleyhimize bazı eylemler yaşadık. Ancak yüm bunlara rağmen çalışmalarımıza ara vermeden devam etmeyi başardık.
27 ayda İstanbul’da büyük işler başardık, çok güzel hizmetler yaptık. Tüm devlet kurumlarıyla her alanda iş birliği talebimizi dile getirmeye devam ettiğimizi de söylemeliyim. Bu talebiniz bazen karşılanır, bazen karşılanmaz. Devlet başkanımız olan Cumhurbaşkanımız aynı zamanda hükümet başkanımızdır. Tutumumu, saygı ve nezaket ile, kendisiyle yaptığımız her görüşmede dile getirdim. Evet, İstanbul’a ve 16 milyon İstanbullaya hizmet söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanımızla ve her devlet görevlisiyle seve seve konuşacağım, çağırıldığım her yere gideceğim, bu şehre ve ülkeme ortak bir hizmet sunmaktan onur duyacağım.
Normal ekmekten daha ucuz olan Halk Ekmek üretimini yeni fabrikalar ile arttırıyorsunuz. Sık sık Halk Ekmek satışlarındaki artışına değiniyorsunuz. Yaşam maliyeti göz önüne alındığında, insanların hayatları ne kadar zor?
1970’lerde kurulan İstanbul Halk Ekmek, önemli bir belediye girişimidir ve sosyal belediyecilik anlayışının önemli bir örneğidir. Bu kuruluşun amacı pazardaki fiyat tekelini önlemek ve halkın sağlıklı ekmeğe makul fiyatlarda ulaşmasını sağlamaktır. Halk Ekmek hala işlevini yerine getirmektedir. Ekonominin zorlandığı zamanlarda ürünlerimize talep, ki fiyatları piyasanın neredeyse yarısındadır, daha yüksek olmaktadır.
Halk Ekmek, kriz zamanlarında insanların temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bu sosyal belediyecilik konseptinin temelidir. Bu şirketle insanların sorunlarını çözen, hayatı ucuzlatan adil bir belediye için anlayışımızı ve kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Avrupa’nın en büyük üretim tesislerinden birisini tek çatı altında toplayarak dördüncü tesisimizi 2022 yılı başında faaliyete alacağız. Bu yeni tesisle üretimi günde 2 milyon somuna çıkaracağız.

Türkiye’nin geleceğini bugüne kıyasla nasıl hayal ediyorsunuz?
Ülkeme ve insanlarına güveniyorum. Genç kuşağa, üreticilere, kadınlara ve tecrübeli insanlara güveniyorum. Onlar için büyük hayallerim var. Refahı arttıran, demokrasiyi geliştiren, üretimi arttıran ve teknolojinin tüm potansiyelini kullanan bir Türkiye hayalim sağlam temellere dayanıyor. Bunun gerçekleşmesi uzun sürmeyecek. Türkiye, dünyadaki en dinamik ülkedir. Millet İttifakı’nın iktidarı altında Türkiye’nin nasıl büyük bir değişime sahne olduğunu hep beraber göreceğiz.
Türkiye’de çok tartışılan bir konu var: 2023 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız?
Planlarımın hepsi 16 milyon vatandaşıma, İstanbul’a en iyi, en adil ve eşit hizmeti sunmakla alakalıdır. Planım, şehrime ve ülkeme her alanda örnek hizmetler sunmaktır. İstanbul’u sağduyu ile yönetmek, onun en başarılı ve demokrat belediye başkanı olmaktır. Hükümete yakın Türk medyası bu konuyu şimdiden gündeme getirmeyi seviyor. Bu boş tartışmalarla Yunanistan’ı rahatsız etmeyelim. Ama bunu söylemekten de kendimi alamıyorum. Seçimlere uzun bir zaman varken gazetecilerin ve Cumhurbaşkanı’na yakın medyanın bir cumhurbaşkanı adayı hakkında her gün tartışma yapıyor olması, aslında ülkede bir yönetim sorunu olduğunu kendi kendine kabul etmelerindendir.
1994 yılından beri belediyenin kontrolünü elinde tutan bir partiden İstanbul Belediye Başkanlığını kazanmak nasıl hissettiriyor? Bunu nasıl başardınız?
Öncelikle bu seçimlere çok önem veriyorum çünkü bunlar önemli bir demokratik başarıdır. Halkın iradesi lehimize ifade edildiği için de çok mutluyum. Dediğiniz gibi 25 yıllık bir yönetimden farkımızı göstererek bu kadim şehri herkese eşit hizmet sunarak yöneteceğimizi söylemiştik. Yeşil, adil ve yaratıcı bir İstanbul için tüm arkadaşlarımla gece gündüz çalışacağımıza söz verdik. Bunun sonucunda 31 Mart 2019’da seçimleri kazandık. Ancak halkın iradesine hazmedemeyenler ve bunu görmezden gelenler seçimleri iptal etti. Pes etmedik, hiç uzaklaşmadık ve bunun yerine hemşehrilerimizle birlikte güçlü bir iradeyi ortaya koyduk. Aynı gün başta kendi partim, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İyi Parti (İP) olmak üzere Millet İttifakı’nda yer alan herkesle birlikte yeniden başladık. 16 milyon İstanbullu ile güçlü bir ortaklık oluşturduk.
Sonuç olarak halkımız eşi görülmemiş bir başarıya imza attı. Üç ay içinde ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildim. Oy farkı 31 Mart’a göre 13 binden 806 bine çıktı. Bu büyük demokrasi başarısı yalnızca İstanbul’un değil tüm Türkiye’nindir.
İngilizce aslından çeviri: Ahmet Onur GÜNGÖR