Skip to content

Gezegen dostu şirket olmanın yol haritası

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp

 

Şirketlerin vizyonları ve amaçları çerçevesinde sorumluluk üstlenmelerinin vakti geldi; geçiyor bile. Sürdürülebilir olmayan mevcut ekonomik modelden gezegen dostu yeni modele yönelmek bir tercih olmaktan çıktı, zorunluluk haline geldi. Bu çerçevede dünyanın önde gelen şirketleri ‘sorumluluk üstlenmeye’ başladılar. Henüz üstlenmeyen diğer şirketler ise bu kapsamda neler yapabileceklerini araştırıyorlar. İşte bu yönde adım atmak ve ilerlemek isteyen şirketlere bazı tavsiyeler:

– Önce amacınızı belirleyin. Amaçsız şirketler uzun ömürlü olamıyorlar. Ve bu amaç insana dokunsun; gezegen dostu olsun.

– Bu amaca uygun olarak taahhütlerinizi oluşturun. Bunun için ise işe paydaşlarınızla görüşerek başlayın. Bir şirketin paydaşları o şirketin değer zinciri boyunca çalışanları, müşterileri ya da tüketicileri ve şirketin faaliyet gösterdiği coğrafyalardaki toplumlardır.

Sürdürülebilirlik için

– Paydaşlarla yaptığınız iletişim sonucu onların sizden beklentilerini belirleyin. Bu beklentiler ‘çevresel ayak izi’, ‘toplumsal kalkınma’, ‘ekonomik kalkınma’, ‘insan hakları’, ‘tüketici sağlığı’ ve ‘müşteri değeri’ gibi başlıklar altında gruplandırılabilir. Oluşturulacak taahhütler aslında şirketlerin paydaşlarının beklentilerini nasıl karşılayacakları ve bu yolda neler yapacaklarının bir yol haritasıdır.

– Ambalaj, su ve iklim değişikliği; insan hakları, çeşitlilik ve kapsayıcılık ile toplumsal yatırımlarınızı odak noktası olarak belirleyebilirsiniz. Bu taahhütleri gerçekleştirerek faaliyet gösterdiğiniz coğrafyadaki toplumların ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğine hizmet etmiş olacaksınız.

– Sürdürülebilirlik çalışmalarınızı proje olarak değil iş yapış biçiminin parçası olarak görün. Bu nedenle sürdürülebilirliği iş stratejinize tam anlamıyla entegre edin.

AB ‘Yeşil Mutabakat’ı adım atmaya zorluyor

Avrupa Birliği’nin (AB) 2019 sonunda açıkladığı Avrupa Yeşil Mutabakatı ile sanayisinin dönüşümünü sağlayacak yeni bir büyüme stratejisi benimseyeceğini ve tüm politikalarını iklim değişikliği ile mücadele için yeniden şekillendireceğini açıkladı.

Böylece çevreye zararlı ve karbon temelli büyümenin yerini enerji ve malzeme kullanımında verimli, döngüsel ekonomiyi temel alan büyüme modelleri alacak. AB ile iş yapan Birlik dışındaki ülkelerin şirketleri de yeşil mutabakata uygun üretim yapmak zorundalar. AB’ye ihracat yapan ülkeleri gerekli uyum önlemlerini almadıkları takdirde olumsuz etkileyecek olan Avrupa Birliği’nin “sınırda karbon düzenlemesi” gibi gelişmeler şirketleri aksiyon almaya zorluyor. Aksi takdirde bu dev pazar onlara kapanacak. Özellikle demir çelik, çimento, alüminyum, elektrik ve gübre gibi sektörlerin bu düzenlemeyi yakından takip etmelerinde fayda var.

Yenilenebilir enerji

Ayrıca AB Yeşil Mutabakatı paralelinde Türkiye’de önümüzdeki dönemde şirketleri harekete geçmeye zorlayan bazı düzenlemeler gelecektir.

Türkiye bu etkiyi sınırlandırmak için “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” yayımlamıştı. Yenilenebilir enerji desteklerinin yanı sıra karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemi gibi uygulamalar yoluyla emisyon başına ek maliyet ile karşılaşacaklar.

Hedefler arasında neler yer alabilir?

Dünyadaki ve Türkiye’deki önde gelen örneklere bakarsak taahhütler belirli alanlarda yoğunlaşıyor. Şirketin faaliyet alanlarına göre farklılıklar göstermekle birlikte sürdürülebilirlik çerçevesinde belirlenecek taahhütler arasında şunlar yer alabilir:

– Tüm ambalajlarınınız geri dönüştürülebilir malzemeden yapmak ve içinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanmak,

– Ambalajlarınızın toplanıp, geri dönüştürülmesine katkıda bulunmak,

– Su verimliliğini arttırmak; su nötrlüğünü hedeflemek ve su sıkıntısı olan yerlerde su bulunurluğunu korumaya yönelik projeler üretmek,

– Enerji kullanım oranını iyileştirmek,

– Tesislerde yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalışmak,

– Karbon nötr üretim ve faaliyete geçmek,

– Mutlak seragazı emsiyonlarını azaltmak,

– İnsan hakları politikanızı oluşturmak ve bayi ile tedarikçi gibi çalıştığınız tarafların da bu politikaya uyumlu olmasını sağlayacak mekanizmaar oluşturmak,

– Hem çalışanlarınız hem de yöneticileriniz arasında kadın oranını artırmak,

– Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile kadınların, gençlerin güçlendirilmesi ve çevrenin korunması gibi alanlara odaklanmak ve bu yolla ulaşılacak insan sayısına ya da destek boyutuna ilişkin sayısal hedefler koymak.

İncelemeye açık olmalı

Bu taahhütleri oluşturduktan sonra bunları kamuoyuna açıklamak ve gelişmeleri düzenli olarak raporlamak bir sonraki adım olmalı. Şirketler şeffaflık ve hesap verebilirlikte de üzerine düşeni yapmalı ve performanslarını paydaşları ile paylaşmalıdır. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik raporlarını itibarlı ve kabul gören yerel ve uluslararası kuruluşların incelemesine açmalıdırlar.

Döngüsele geçemeyen ayakta kalamayacak

Lineer yani doğrusal modeli biliyoruz. Benim kuşağımın aşina olduğu iş yapış biçimi doğrusaldı. Yani üretim için gerekli hammadde ve kaynaklar doğadan alınırdı ve tüketilirdi. Ortaya çıkan atıklar ise geri dönüşüme gönderilmeden tekrar doğaya salınırdı. Dünya ekonomisi yıllarca doğrusal bir modelde işledi.

Son dönemde ise ekonomiler doğrusallıktan döngüselliğe yöneldi. Döngüsel ekonomi içinde çöp ve kirlilik olmadığı modeldir. Bu yaklaşımda atıklara çöp gözüyle bakılmaz, aksine birer girdi olarak görülürler. Ürünler ve materyaller sürekli kullanımdadır. Amaç kaynakların verimli kullanılması, doğaya daha az zarar verilmesidir. Döngüsel ekonomik modelde tüketimin ardından çıkan tüm atıklar geri dönüştürülerek, başka üretim süreçlerinin hammaddesi olarak değerlendirilir.

KAYNAK: Milliyet

Share on facebook
Share on twitter
Share on whatsapp

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.